Şanlıurfa'da Neolitik Yerleşimler ve Kültürel Değişim Dinamikleri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Arkeoloji, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FİDAN ARSLAN

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Bahattin Çelik

Eş Danışman: Yavuz Yeğin

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Şanlıurfa’nın Neolitik dönem yerleşimlerine odaklanarak, bölgedeki kültürel değişim dinamiklerini çok boyutlu bir yaklaşımla incelemektedir. Çalışmada, Göbekli Tepe, Karahan Tepe, Nevali Çori, Sefer Tepe gibi başlıca merkezlerde tespit edilen T biçimli dikilitaşların, mimari unsurlar dışında, sembolik ve ritüel işlevlere sahip kült yapılar olduğu ortaya konulmuştur. Avcılık ekonomisi, bu yapıların inşa süreciyle doğrudan ilişkilendirilmiştir. Dikilitaşlar, avla bağlantılı ritüel ve sosyal organizasyonların mekânsal ve sembolik temsilleri olarak değerlendirilmiştir. Şanlıurfa’nın coğrafi yapısı, hayvan göç yollarına ve su kaynaklarına yakınlığı, yerleşimlerin 5-10 km aralıklarla stratejik olarak konumlandırılmasını mümkün kılmıştır. Bu yerleşim planlaması, hem doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı hem de ritüel yaşamın mekânsal organizasyonu açısından önem taşımaktadır. Göbekli Tepe'deki anıtsal yapılar, avlanma sonrası ritüel törenlerin gerçekleştiği kolektif hafıza alanları olarak tasvir edilmiştir. Bu yapıların ikonografisinde sıkça karşılaşılan tilki, yılan, aslan ve akbaba gibi hayvan figürleri, Neolitik sembolizmin temel bileşenleri olarak analiz edilmiştir. Çalışma, av ekonomisinin mimariye, sembolik anlatıya ve toplumsal örgütlenmeye nasıl yansıdığını kapsamlı biçimde irdelemektedir. Dikilitaşların kült, ritüel ve sosyal hiyerarşiyle kurduğu çok yönlü ilişkileri disiplinlerarası bir çerçevede çözümlemektedir. Şanlıurfa’daki Neolitik yerleşimlerin ekonominin dışında kozmolojik ve sosyo-politik bir yapı arz ettiği ve bu yapıların, Erken Holosen toplumlarının dünya görüşlerini taş üzerine inşa ettikleri bir semboller bütünü olduğu tezi ileri sürülmektedir.