Diş eti fenotipinin belirlenmesinde kullanılan yöntemlerin karşılaştırılması ve periodontal fenotip üzerine klinik değişkenlerin etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DİLA İREM AŞKIN

Danışman: Mahmure Ayşe Tayman

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Arka Plan ve Amaç: Periodontal fenotip; periodontal, restoratif ve dental implant tedavilerin planlanmasını ve klinik sonuçlarını etkiler ve periodontal sağlık, fonksiyon ve estetiğin korunmasında önemli rol oynar. Çalışmamızın amacı; (1) diş eti fenotipini farklı yöntemlerle değerlendirerek sınıflandırmak ve bu yöntemleri kıyaslamak, (2) farklı referans noktalarından ölçülen periodontal fenotipik ve klinik parametrelerin ilişkisini incelemek. Materyal ve Metot: Sistemik ve gingival olarak sağlıklı, periodontitis hikayesi olmayan 30 bireyin üst anterior 6 dişindeki dişeti kalınlığı (DK) Transgingival Sondlama (TS) yöntemi altın standart kabul edilerek, Standart Periodotal Sondlama (SPS), Renkli Periodontantal Sondlama (RPS) ve Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (KIBT) yöntemleri ile değerlendirildi ve gingival fenotip ince ya da kalın olarak sınıflandırıldı. İnce ve kalın gingival fenotipinin yaş, cinsiyet, diş eti çekilmesi (DEÇ), keratinize doku genişliği (KDG) ve bukkal kemik kalınlığı (BKK) gibi fenotipik değişkenlerle ve klinik parametrelerle ilişkisi karşılaştırıldı. Her dişin mid-bukkalinden KDG üzerinde 3 referans noktası (marjin-orta-apikal) belirlendi. Transgingival sondlama ve KIBT yöntemleri ile mm olarak bu noktalardan ölçülen DK, BKK ve ilişkili fenotipik parametler karşılaştırıldı. Bulgular: Tüm yöntemler birbirleriyle ince veya kalın gingival fenotipi saptama açısından anlamlı ilişkide ve uyumlu bulundu (p 0.05), ancak kalın gingival fenotip olan bölgelerde anlamlı miktarda daha fazla KDG bulundu (p:0.008). Marjindeki DK, orta ve apikale göre anlamlı fazla ölçüldü (p<0.01). BKK ise orta bölgede apikale göre daha fazla ölçüldü (p<0.01). TS ve KIBT ile her 3 noktadan ölçülen DK değerleri pozitif anlamlı korelasyondaydı (p<0.01). Marjindeki KDG ile DK, BKK ile DK arasında pozitif korelasyon bulundu (p<0.01). Sonuç: İnce veya kalın fenotipin belirlenmesi farklı apiko-koranal referans noktaları ve KDG ile ilişkilidir. TS ve KIBT yöntemleri bu amaç için kullanışlıdır ve tercih edilebilir. Doku ve kemik bölgelerindeki farklı referans noktaları dikkate alınarak iyi planlanmış tedavi protokolleri geliştirecek ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.