Thiol/disülfid Homeostazı ve HDL Değerlerinin Kolelitiazisli Hastalarda ve Kontrol Grupları Arasında Karşılaştırılması ve Bu Değişkenlerin Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Güniz YANIK ÜSTÜNER
Danışman: FATMA EBRU AKIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç; Prospektif kontrollü olarak yaptığımız bu çalışmada asemptomatik kolelitiazis tespit edilen hastalarda tiyol/disulfid homeostazındaki değişiklikleri ve bu tiyol-disülfid parametreleriyle HDL kolesterol arasındaki olası korelasyonu araştırdık. Materyal Method: Ankara Şehir Hastanesi gastroenteroloji polikliniğine 15 Eylül-31 Aralık 2019 tarihleri arasında başvurmuş, gönüllü, 18-70 yaş arası asemptomatik kolelitiazis tanısı almış olan 42 hasta ve gönüllü 51 sağlıklı kişi dahil edilmiştir. Hastaların periferik kan örneklerinden üre, kreatinin, ALT, AST, ALP, GGT, LDH, total ve direkt bilirubin, ESH, CRP, albümin, protein, hemogram, trigliserid, total kolesterol, LDL kolesterol, HDL kolesterol, VLDL kolesterol, total kolesterol/HDL kolesterol, non-HDL kolesterol, serum toplam tiyol, native tiyol, disülfid, disülfid/total tiyol, disülfid / native tiyol, native tiyol /total tiyol düzeyi bakılmıştır. Thiol disülfid homeostazı parametreleri Erel ve Neşelioğlu'nun bulduğu yeni yöntemle tespit edilmiştir. Kolelitiazisli hastalarda ve kontrol grubunda tüm parametreler karşılaştılmıştır. Bulgular: Kolelitiazisli hastalarda yaş ortalaması 44,16 ± 13,35, kontrol grubunda yaş ortalaması 31,88 ± 13,27 olarak hesaplandı. Kolelitiazisli hasta grubunda, katılımcıların cinsiyete göre dağılımı hasta grubunda 26 (%61,9) kadın, 16 (%38) erkek iken, kontrol grubunda 30(%58,8) kadın, 21(%41,1) erkekti. Hasta ve kontrol grubunda lipit profili karşilaştırıldığında; trigliserid, VLDL, total kolesterol/HDL, non-HDL düzeyleri hasta grupta istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulunurken(p<0,05), HDL istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu(p<0,05). Total kolesterol ve LDL hasta grubunda daha yüksek bulundu ancak bu yükseklik istatistiksel olarak anlamlı değildi. Hasta ve kontrol grubunun tiyol/disülfid dengesini sağlayan parametreleri karşılaştırıldığında; hasta grubunda native tiyol, total tiyol, albümin değerleri istatiksel olarak anlamlı bir şekilde düşük bulundu(p<0.05); İMA, indeks-1, indeks-2, indeks-3 değerleri istatiksel olarak anlamı bir şekilde yüksek bulundu(p<0.05). Hasta grubundaki disülfid düzeyindeki artış istatiksel olarak anlamlı bulunmadı. Total kolesterol ile total tiyol(p=0.028) ve albümin(p=0.033); trigliserit ile albümin(p=0,027); LDL ile native tiyol(p=0.032), total tiyol(p=0,036), disülfid(p=0.035), albümin(p=0.025); VLDL ile albümin(p=0.023); total kolesterol/HDL ile albümin(p=0.047); non-HDL ile nativ tiyol(p=0.032), total tiyol(p=0.032), disülfid (p=0.048) ve albümin(p=0.011) arasında pozitif korelasyon gözlendi. HDL ile tiyol/disülfid dengesini sağlayan parametreler arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı. Sonuç: Bu çalışmada asemptomatik safra taşı olan hastalarda oksidasyon/antioksidasyon dengesinin oksidasyon yönüne kaydığını, non-HDL değerinin arttığını ve tiyol disülfid parametrelerinin non-HDL değerini ile pozitif korelasyon gösterdiğini saptadık. Bu durum bize artan non-HDL miktarının oksidatif dengeyi bozarak safra taşı hastalığı patogenezinde etkin olabileceğini düşündürmüştür. Yapılacak çok merkezli prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.