TANZİMAT DÖNEMİ DUALİST HUKUK YAPISININ ŞAHSA KARŞI İŞLENEN SUÇLARA YANSIMASI


Kılınç A. , Yıldırım D.

Uluslararası Necmettin Erbakan Hukuk Kongresi, Konya, Türkiye, 10 - 12 Nisan 2021

  • Yayın Türü: Bildiri / Yayınlanmadı
  • Basıldığı Şehir: Konya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye

Özet

Tanzimat Dönemi, Türk Hukuk Tarihin önemli dönemlerinden birisidir. Bu dönemde ülkenin kötü gidişatını durdurmak için her alanda tedbirler alındığı gibi hukuk alanında da tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Bir yanda Batı menşeili hukuki müessese ve hukuk kuralları ülkede uygulanmaya başlarken, öte yanda yüzlerce yıllık yerli Osmanlı hukuku müesseseleri ve kuralları icra edilmiştir. Batıdan resepsiyon yöntemi ile temin edilen normlar, beraberinde yeni mahkemelerin oluşmasını sağlamıştır. Bu husus, klasik dönemden beri varlığını sürdüren Şer’iyye mahkemeleri dışında farklı hukuki araçların sağlanmasını da zorunlu kılmıştır. Bu durum ise ülkede düalist (ikili) hukuk sisteminin aynı anda yürürlükte olmasına sebep olmuştur. Düalist hukuk sistemi, birçok hukuk alanında etkisini göstermekte iken, ceza hukukundaki tesiri daha derin olmuştur. Bu bağlamda “ukubata” göre ayrı bir kategoride yer alan şahsa karşı suçlardan olan adam öldürme, müessir fiil ve ıskat-ı cenin suç ve cezaları da düalist hukuki yapıdan ziyadesiyle etkilenmiştir. Zira bu suçlar, bir yandan İslam hukuku kaynaklarına dayanarak hüküm veren Şer’iyye mahkemelerinde muhakeme edilmekteyken öte yandan yeni kurulan Nizamiye mahkemelerinde de görülmekteydi. Dönemin temel ceza kanunları olan 1840, 1851 ve 1858 tarihli ceza kanunnamelerinde düzenlenen adam öldürme, müessir fiil ve ıskat-ı cenin suçlarına ilişkin hükümlerden, öğretinin mütalaalarından ve uygulamaya işaret eden arşiv vesikalardan yola çıkarak elde edilen sonuçlar şu şekildedir: Anılan suç tiplerinin düalist yapıdan en çok etkilendiği dönem 1858 tarihli ceza kanunnamesinin yürürlükte olduğu dönem olmuştur. Zira 1840 ve 1851 tarihli ceza kanunnamelerinde mezkûr suç tiplerinin bir kısmı düzenlenmediği gibi, bu dönemlerde Nizamiye mahkemeleri de yargı teşkilatında aktif rol almamaktaydı. 1858 tarihli ceza kanunnamesi ise özellikle köklü değişikliğe uğramadığı ilk haliyle düalist yapıya ilişkin ortaya çıkabilecek sorunlara yönelik önlemler almaya çalışmıştır.  Kanunun 171’inci maddesi kasten adam öldürme suçunda, 182’inci maddesi taksirle adam öldürme suçunda, 177’inci maddesi kasten yaralama suçunda, 183’üncü maddesi taksirle yaralama suçunda ve 192’inci maddesi ıskat-ı cenin suçunda düalist hukuk sistemi ve yargı mercileri arasında uyumu sağlamaya yönelik hükümler içermektedir. Normatif düzenlemelerin yanı sıra dönemin hukukçuları da düalist yapıya işaret eden hükümlerin nasıl uygulanması gerektiği yönünde muhtelif görüşler beyan etmişlerdir. Uygulama düalist yapının özellikle 1909 tarihli irade-i seniyeden sonra şer’iyye mahkemesi aleyhine nizamiye mahkemesi lehine çözüldüğünü ortaya koymuştur. Çalışma ile resepsiyon ile alınması planlanan normların hukuk mantalitesinin iktibas edilecek ülke ile aynı yönde olmasının yararlı olduğu ortaya çıkmaktadır.

The Tanzimat Period is one of the important periods of Turkish Law History. In this period, measures were taken in the field of law as well as measures were taken in every field to stop the bad course of the country. On the one hand, Western origin legal institutions and rules of law began to be implemented in the country, on the other hand, hundreds of years of domestic Ottoman law institutions and rules were implemented. The norms provided by the reception method from the west led to the establishment of new courts. This issue has also made it compulsory to provide different legal instruments, apart from the Şer'iyye courts, which have existed since the classical period. This situation caused the dualist (dual) legal system to be in effect simultaneously in the country. While the dualist legal system is effective in many areas of law, its influence in criminal law has been deeper. In this context, the crimes and punishments of murder, wounding and abortion, which are among the crimes against the person, which are classified in a separate category according to the “Islamic criminal law”, are also heavily affected by the dualist legal structure. Because these crimes were being tried in the Sharia courts, which ruled based on the sources of Islamic law, they were also heard in the newly established Nizamiye courts. The results obtained based on the provisions on the crimes of murder, murder, wounding and abortion in the penal codes of 1840, 1851 and 1858, which are the basic criminal laws of the period, the opinions of the doctrine, and the archive documents that point to the practice are as follows:  The period when the aforementioned types of crimes were most affected by the dualist structure was the period when the penal code of 1858 was in force. Because some of the aforementioned crime types were not regulated in the criminal codes of 1840 and 1851, the Nizamiye courts did not take an active role in the judicial organization in these periods. The penal code dated 1858, tried to take precautions against the problems that may arise regarding the dualist structure, especially in its original form, which has not undergone radical changes. Article 171 for wilful murder, Article 182 for involuntary murder, Article 177 for wilful wounding, Article 183 for involuntary wounding and 192 for abortion of the penal code dated 1858 included the ways to solve the problems about dualist structure. In addition to the normative regulations, the jurists of the period also expressed various opinions on how the provisions indicating the dualist structure should be implemented. The practice of Ottoman Criminal law shows that after the irade-i seniye (normative regulation) dated 1909 came into force, aforementioned crimes were judged in Nizamiye courts instead of Qadı courts. The study reveals that it is beneficial to receive  normative regulations from a state which has the same legal and social mentality.