ULUSLARARASI HUKUKTA KORUMA SORUMLULUĞU’NUN HİBRİT NİTELİĞİ VE DELİLSEL İŞLEVİ: NORMATİF UZLAŞI İLE UYGULAMA ARASINDAKİ GERİLİM
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, sa.1, ss.653-712, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2026
- Dergi Adı: Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.653-712
- Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Koruma Sorumluluğu ilkesi (R2P), 2005 Dünya Zirvesi Sonuç Belgesi’nde tüm devletler tarafından siyasi bir taahhüt olarak kabul edilmiş; zamanla, soykırım, savaş suçları, etnik temizlik ve insanlığa karşı suçların önlenmesine ilişkin ortak sorumluluk anlayışını yansıtan normatif bir çerçeveye dönüşmüştür. Çalışma, R2P’nin yumuşak hukuk kökenine rağmen, bağlayıcı hukuk normlarıyla etkileşerek hibrit bir karakter kazandığını savunmaktadır. Bu kapsamda, R2P’ye ilişkin belgelerin, bağlayıcı Güvenlik Konseyi kararları ve bağlayıcı olmayan Genel Kurul belgeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, belirli bağlamlarda devlet uygulaması ve opinio juris değerlendirmesine katkı sunabilecek tamamlayıcı delil niteliği taşıdığı ileri sürülmektedir. Sudan, Libya, Suriye, Orta Afrika Cumhuriyeti, Güney Sudan, Yemen, Myanmar, Ukrayna ve Gazze örnekleri üzerinden yapılan analiz, R2P’nin bağımsız bir hukuk kaynağına dönüşmediğini; ancak bazı bağlamlarda mevcut bağlayıcı koruma yükümlülüklerinin yorumlanmasında, devlet tutumunun tespitinde ve uluslararası toplumun normatif beklentisinin belirlenmesinde tamamlayıcı bir delilsel işlev görebileceğini göstermektedir.
The Responsibility to Protect (R2P) was endorsed by all States as a political commitment in the 2005 World Summit Outcome Document. Over time, it has developed into a normative framework reflecting a shared understanding of responsibility for the prevention of genocide, war crimes, ethnic cleansing and crimes against humanity. This article argues that, despite its soft-law origins, R2P has acquired a hybrid character through its interaction with binding legal norms. In this regard, R2P- related instruments may, in certain contexts, contribute to the evidentiary assessment of State practice, opinio juris and institutional expectations, without themselves constituting an autonomous source of international law. The analysis of Sudan, Libya, Syria, the Central African Republic, South Sudan, Yemen, Myanmar, Ukraine and Gaza shows that R2P has not become an independent source of international law. It may, however, serve, in certain contexts, as a complementary evidentiary framework for interpreting existing binding protection obligations, identifying State practice, and assessing the normative expectations of the international community.