Arkeolojik Veriler Işığında Ay Tanrısı Sin Kültü


TURGUT A.

Arkeoloji ve Sanat, sa.175, ss.63-78, 2024 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Derleme
  • Cilt numarası: Sayı: 175
  • Basım Tarihi: 2024
  • Dergi Adı: Arkeoloji ve Sanat
  • Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.63-78
  • Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Adresli: Hayır

Özet

Eskiçağ insanının yaşamıyla bütünleşen çok tanrılı inanç, dünya toplumlarında tek tanrılı l dinlerin ortaya çıkışına kadar varlığını sürdürmüştür. İnsanoğlu inandığı tanrısına tapınım ve saygısını kültler aracılığıyla gösterirler. Kült kavramı, mitolojide “kutsama”, “tapma”, “ibadet”, “inanç örüntüsü” şeklinde açıklanmaktadır. Kült için insanlar tören, ayin ve bayram gibi özel zamanlarda toplanırlar. Bu etkinlikler sırasında kült araçları kullanılır. Eskiçağın birçok toplumunda görüldüğü gibi, Mezopotamya’da yaşayan toplumların da inanç sistemi de çok tanrılıydı. Sümerler ile birlikte bu din sistemi ve panteonu Mezopotamya’da Akkadlardan ile birlikte, Babil ve Asurlular ile Suriye’de yaşayan halklar ve Anadolu halkları arasında tamamen ya da kısmen yayılmış ve kabullenilmiştir. Sümerler tarafından doğa olaylarının, yani tanrı ve tanrıçaların her biri, Gök Tanrısı adını verdikleri An’ın yönettiğine inanılan kutsal bir düzen içinde konumlanmışlardır. Bu düzen içerisinde yer alan tanrılardan biri de Ay Tanrısı Sin’dir. Sümerler ile birlikte önemli bir yere sahip olan tanrılardan biridir. Farklı dönemlerde farklı isimler alan Ay tanrısının, Mezopotamya tanrılar sisteminde en önemli tanrılardan biri olması yanında en fazla tapınılan tanrılardan biri olma özelliği ile de özel bir yerdedir. Ayın efendisidir, bereket ve sonsuzluğun da sembolüdür. Koruyucu ve kollayıcı tanrı olma özelliği vardır ve hilal motifi ile sembolleştirilmiştir. Geçmiş toplum ve uygarlıklara ait verilere ulaşmamızı sağlayan arkeoloji, geçmişte yaşamış insanlığı ve toplumların tarihini anlamak ve anlamlandırmaya çalışan bir bilim dalıdır. Bu amaçla geçmiş dönemlerde yaşamış olan topluluklarından günümüze ulaşan maddi kalıntıları inceler, tarihlendirir, belgeler ve yorumlar. Bu çalışmamızda maddi kültür kalıntıları ve yazılı belgeler yazıtlar yanında özellikle steller, ortostatlar, kabartmalar ve mühürler üzerinden Ay Tanrısı Sin Kültü değerlendirilmiştir. Bu veriler ışığında Ay tanrısı Sin’in MÖ 3. binyıldan itibaren Mezopotamya bölgesinde yoğun olarak tapınım gördüğü anlaşılmaktadır. Yazıtlardan öğrendiğimize göre, ilahilerde, dualarda ve antlaşma metinlerinde okunan Sin’in farklı isimleri ayın farklı evrelerini gösterir ve her evre Ay Tanrısı’nın farklı bir özelliğini ön plana taşır (Green 1992: 24, 25). Ay Tanrısı Nanna (Sin) sözleşme ve anlaşmaların hamisi ve koruyucusu olarak görülür. Yapılan anlaşmayı kim bozarsa Tanrı Sin’in lanetine uğrayacağına inanılırdı. Arkeolojik veriler ve dini metinlere göre hilal, Ay tanrısı Sin’in sembolüdür. Ay Tanrısı tasvirinin yer aldığı bir çubuk üzerinde bulunan hilal tasviri yanında, yıldız tasviri de ikonografide çok fazla görülür.
The polytheistic belief, which was integrated into the life of ancient people, continued to exist until the emergence of monotheistic religions in world societies. Human beings show their worship and respect to the god they believe in through cults. The concept of cult is explained in mythology as “consecration”, “worship”, “worship”, “belief pattern”. People gather for cults at special times such as ceremonies, rites and festivals. Cult tools are used during these activities. As in many societies of antiquity, the belief system of the societies living in Mesopotamia was polytheistic. With the Sumerians, this religious system and pantheon spread and was accepted in whole or in part by the Akkadians, the Babylonians and Assyrians, the peoples of Syria and the Anatolian peoples in Mesopotamia. The Sumerians placed all natural phenomena, i.e. gods and goddesses, in a sacred order believed to be ruled by An, whom they called the Sky God. One of the gods within this order is Sin, the Moon God. He is one of the gods who had an important place with the Sumerians. The Moon God, who took different names in different periods, is one of the most important gods in the Mesopotamian system of gods, as well as being one of the most worshiped gods. He is the lord of the moon and the symbol of fertility and eternity. It has the characteristic of being a protector and guardian god and is symbolized by the crescent moon motif. Archaeology, which allows us to access data from past societies and civilizations, is a branch of science that tries to understand and make sense of the history of humanity and societies that lived in the past. For this purpose, it examines, dates, documents and interprets the material remains that have survived from the communities that lived in the past. In this study, the remains of material culture and written documents, especially steles, orthostats, reliefs and seals, as well as inscriptions, were evaluated through the Moon God Sin Cult. In the light of these data, it is understood that the Moon God Sin was intensively worshipped in Mesopotamia since the 3rd millennium BC. As we learn from the inscriptions, the different names of Sin, which are recited in hymns, prayers and treaty texts, indicate different phases of the moon and each phase emphasizes a different feature of the Moon God (Green 1992: 24, 25). The Moon God Nanna (Sin) is seen as the patron and protector of contracts and agreements. It was believed that whoever broke the agreement would be cursed by the God Sin. In addition to the depiction of the crescent moon on a stick depicting the Moon God, the depiction of the star is also very common in iconography.