Türkiye’nin Erken Cumhuriyet Dönemi Dış Politikası: Bir ‘Uluslararası Toplum’ Yaklaşımı


Creative Commons License

Sula İ. E.

Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Dergisi, cilt.9, sa.1, ss.1-16, 2021 (Hakemli Üniversite Dergisi)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 9 Konu: 1
  • Basım Tarihi: 2021
  • Doi Numarası: 10.14782/marmarasbd.886649
  • Dergi Adı: Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Dergisi
  • Sayfa Sayıları: ss.1-16

Özet

Bu makale erken Cumhuriyet Dönemi (1919-1938) Türk dış politikasının teorik bir anlatımını sunmaktadır. Atatürk’ün dış politika stratejisinin temel ilkelerini açıklamak için ‘Uluslararası Toplum Yaklaşımı’ olarak da adlandırılan, uluslararası ilişkilerde ‘İngiliz Okulu’ kuramını kullanmaktadır. Bu kuram uluslararası ilişkiler çalışmalarını tarih ile birleştirerek uluslararası politikanın dönüşümünün incelenmesine yardımcı olabilecek kullanışlı bir çerçeve sağlamaktadır. Literatürde erken Cumhuriyet Dönemi Türk dış politikası, genellikle Atatürk’ün vizyonuna atıf verilerek, betimsel bir şekilde incelenmiştir. Uluslararası İlişkiler kuramlarını Türk dış politika tarihi çalışmalarıyla bütünleştiren analitik çalışmaların sayısı ise oldukça sınırlıdır. Bu makale gelişmekte olan bu yazına ampirik bir katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Makale Atatürk’ün dış politikasının önemli bir amacının, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumun bir parçası olarak tanınmasını sağlamak ve ülkeyi çağdaş uluslararası hukuk standartlarının ‘koruyucu’ çerçevesi altına sokmak olduğunu iddia etmektedir. Türkiye, o dönemde Avrupa uluslararası toplumundaki konumunu sağlamlaştırmakla yakından ilişkili olarak gördüğü, barışı ve uluslararası tanınırlığını temin etmek, çok taraflı ittifaklar kurmak, tam bağımsızlığı ve modernizasyonu sağlamak hedeflerine yönelmiştir. Avrupa uluslararası toplumundaki konumun güçlendirilmesinin, yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni bu toplumun eşit bir üyesi yapması beklenmiştir. Böylelikle makale, Atatürk’ün Türkiye’nin Avrupa uluslararası toplumundaki konumunu pekiştirecek bir strateji izlediğini, ülkeye egemen eşitlik ve müdahale etmeme dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere çeşitli uluslararası hukuk ilkelerinde eşit şartlarda yaklaşılmasını temin edecek bir strateji izlediğini iddia etmektedir. Makale, Atatürk’ün dönemin uluslararası hukukunu benimseyen dış politika stratejisinin bir değerlendirmesini sunarken makaledeki iddiaları desteklemek için birincil kaynaklara başvurmaktadır. Atatürk’ün konuşmalarının nitel bir incelemesini yapmakta ve konuşmalardan çeşitli alıntılar sunmaktadır.

This article presents a theoretical account of Turkish foreign policy in the early Republican Period (1919- 1938). It utilizes the international society approach of the English School theory to explain the main principles of Turkish foreign policy. The theory merges the study of international relations with history and provides a useful framework to analyze transformation of international politics. In the literature, Turkish foreign policy in the early Republican Period has usually been studied in a descriptive manner with reference to Atatürk’s vision. There are a limited number of theoretical studies that integrate IR theories with the study of the history of Turkish foreign policy. This article contributes to this emerging literature. It claims that a significant aim of Ataturk’s foreign policy was to get the new republic recognized as part of the international society to put the country under the ‘protective’ framework of the contemporary standards of international law. Turkey aimed at having peace, getting international recognition, establishing multi-lateral alliances, achieving full-independence and modernization which were closely associated with consolidating Turkey’s position in the European international society. This consolidation was expected to make the new Turkish Republic an equal member of the society. As such, the article claims that Atatürk followed a strategy that would consolidate Turkey’s position in the European international society so that the country is approached on equal-terms on the principles of international law including but not limited to sovereign-equality and non-intervention. The article relies on primary sources and a qualitative analysis of and excerpts from Atatürk’s speeches to crystallize this claim.