AN EXAMINATION OF PRIVATE PUBLIC PARTNERSHIP METHOD IN CITY HOSPITALS IN TERMS OF ADMINISTRATIVE LAW


Karagenç G. K.

ULUSLARARASI NECMETTİN ERBAKAN HUKUK KONGRESİ, Konya, Turkey, 10 - 12 April 2021, pp.39-41

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: Konya
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.39-41

Abstract

ABSTRACT

The production of goods and services carried out by the state in differ from the conditions of the market is called public service. States can perform public services themselves or have them produced by private individuals under their supervision. In other words, public services can be performed in two ways, mainly by public and private hands.

In the method of performing by the public; it is possible for the public to produce goods and services with its own personnel, assets and budget. Apart from this, as mentioned above, public services can also be provided by private persons. When private individuals perform public services, they can do so through a permit (license) or through a contract. 

Public services in contract form; It can be fulfilled by concluding administrative contracts such as tax farming, joint trust and franchise, as well as public services can be performed through private law contracts such as build-operate-transfer and build-operate.

In the tax farming procedure, a public service is given to a private person in return for a predetermined fee. In this method, while the profit and loss belongs to the private person, the capital is managed. Joint escrow method, on the other hand, has almost no application area. In this method, the public service is provided by giving a share from the income, the damage and loss of which belongs to the administration. In the franchise procedure, it is the subject matter that the public service is provided with profit, loss and capital to the private person. The main difference from the tax farming method is in the privilege of the private person in the capital. In addition, this authority on behalf of the state can only be given to Turkish Joint Stock Companies by the President. 

In the build-operate-transfer method, which is a private law contract; Provided that it does not exceed 49 years, a public service is established by a private person, operated for a certain period of time, and transferred to the administration free of charge after the costs are deducted and the profit is passed. The build-operate method is; These are the contracts used only in the establishment and operation of thermal power plants and whose duration does not exceed 20 years.

It has become a common situation that some public services are carried out jointly by the public and private sectors. States are showing their increasing infrastructure needs by causing them to use such methods. Among the other frequently emphasized arguments for the preference of this method are the more efficient production of the private sector and its specialization in business administration. The cooperation mentioned in this method continues not only in the construction process but also in the operation. Health, transportation and sports facilities are among the areas where this method is applied.

City hospitals are at the top of the projects that should be evaluated among public-private cooperation projects in our country. In order to implement this method in the field of health public service, a special regulation has been enacted. With this numbered 6428 law, it is aimed to separate city hospitals, which are included in the health public service, from the other methods and make them more specific.

In this study, the methods of providing the public service are explained and a comparison is made with the public services provided through city hospitals. In this context, the historical traces of the health public services provided by city hospitals have been traced from the past to the present and various solutions to the problems experienced are listed.

Keywords: Public Service, Health Public Service, Public Service Methods, City Hospitals, Public Private Partnership.


ÖZ

Devletin piyasanın koşullarından ayrı kalarak gerçekleştirdiği mal ve hizmet üretimlerine kamu hizmeti adı verilir. Devletler kamu hizmetlerini bizzat kendileri gerçekleştirebilecekleri gibi bunları gözetimleri altındaki özel kişilere de ürettirebilirler. Bir başka ifadeyle, kamu hizmetleri en temelde kamu eliyle ve özel eliyle olmak üzere iki şekilde yerine getirilebilir. 

Kamu eliyle yerine getirme usulünde; kamunun kendi personel, malvarlığı ve bütçesiyle mal ve hizmet üretimi gerçekleştirmesi söz konusudur. Bu yönteme emanet adı verilir. Bundan farklı olarak yukarıda da belirtildiği üzere özel kişiler eliyle de kamu hizmetleri  gördürülebilmektedir. Özel kişiler kamu hizmetlerini yerine getirirken, bunu bir izin vasıtasıyla (ruhsat) yapabilecekleri gibi bir sözleşme aracılığıyla da yapabilirler. Ruhsat usulünde tekel niteliğinde olmayan bir kamu hizmetinin idareden alınan bir izin vasıtasıyla özel kişi tarafından yerine getirilmesi söz konusudur.

Sözleşme usulünde kamu hizmetleri;  iltizam, müşterek emanet ve imtiyaz gibi idari nitelikte sözleşmeler akdedilerek yerine getirilebileceği gibi, yap-işlet-devret ve yap-işlet gibi özel hukuk sözleşmeleri aracılığıyla da kamu hizmetleri yerine getirilebilir. İltizam usulünde, bir kamu hizmetinin önceden belirlenen bir bedel karşılığında özel kişiye gördürülmesi söz konusudur. Bu yöntemde kar ve zarar özel kişide iken, sermaye idarededir. Müşterek emanet yönteminin ise uygulama alanı yok denecek kadar azdır. Bu yöntemde hasar ve zararı idareye ait olmak üzere gelir üzerinden pay verilmek suretiyle kamu hizmetinin gördürülmesi söz konusudur. İmtiyaz usulünde ise kamu hizmetinin kar, zarar ve sermaye özel kişide olmak üzere gördürülmesi mevzu bahistir. İltizam yönteminden temel farkı, imtiyazda sermayede özel kişidedir. Ayrıca devlet adına bu yetki Cumhurbaşkanı tarafından, sadece Türk Anonim Şirketlerine verilebilmektedir.

Bir özel hukuk sözleşmesi olan yap-işlet-devret yönteminde; 49 yılı aşmamak kaydıyla, bir kamu hizmetinin özel kişi tarafından kurulması, belli bir süre işletilmesi, maliyetler çıkartılıp kara geçildikten sonra bedelsiz olarak idareye devri söz konusudur. Yap-işlet yöntemi ise; sadece termik santrallerin kurulması ve işletilmesinde kullanılan ve süresi 20 yılı aşmayan sözleşmelerdir.

Bazı kamu hizmetlerinin kamu ve özel sektörün ortaklaşa çalışmaları ve işbirliğiyle gerçekleştirilmeleri ise sıklıkla rastlanan bir durum haline gelmiştir. Devletler bu tarz yöntemleri kullanmalarına sebep olarak artan altyapı ihtiyaçlarını göstermektedirler. Bu yöntemin tercih edilmesinde, özel sektörün daha verimli üretim yapması ve işletmecilik konusunda uzmanlaşması da sıklıkla vurgulanan diğer argümanlar arasında yer almaktadır.  Bu yöntemde bahsi geçen işbirliği sadece inşa sürecinde değil, işletmesinde de devam etmektedir. Sağlık, ulaştırma ve spor tesisleri bu yöntemin uygulandığı alanların başında gelmektedir.

Ülkemizdeki kamu özel işbirliği projeleri içinde değerlendirilmesi gereken projelerin en başında ise şehir hastaneleri gelmektedir. Sağlık kamu hizmeti alanında bu yöntemin hayata geçirilebilmesi için 6428 sayılı “Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel İş Birliği Modeli İle Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi Ve Hizmet Alınması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” adlı özel bir düzenleme ihdas edilmiştir. Bu kanun aracılığıyla, sağlık kamu hizmetinin içinde yer alan şehir hastanelerinin diğer gördürme yöntemlerinden ayrılması ve daha spesifik hale gelmesi amaçlanmıştır.

Bu çalışmada kamu hizmetinin gördürülme usulleri anlatılarak, şehir hastaneleri aracılığıyla gerçekleştirilen kamu hizmetleriyle bir kıyaslaması yapılmıştır. Bu bağlamda şehir hastaneleri aracılığıyla gerçekleştirilen sağlık kamu hizmetlerinin geçmişten günümüze tarihsel izi sürülmüş ve yaşanan sorunlara çeşitli çözüm önerileri sıralanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Kamu Hizmeti, Sağlık Kamu Hizmeti, Kamu Hizmetinin Gördürülme Usulleri , Kamu-Özel İşbirliği, Şehir Hastaneleri.