İstanbul Sözleşmesi'nin Göçmen Kadınların Korunması İlişkin Hükümleri: Eleştirel Bir Değerlendirme (Provisions of the Istanbul Convention regarding the Protection of Refugee Women: A Critical Evaluation)
in: Toplumsal Cinsiyet ve Hukuk: Cilt 3, Zeynep Özlem ÜSKÜL ENGİN,Doğan KARA,Dilşad KUĞUOĞLU ALTINIŞIK, Editor, On İki Levha Yayıncılık , İstanbul, pp.53-74, 2022
- Publication Type: Book Chapter / Chapter Other Book
- Publication Date: 2022
- Publisher: On İki Levha Yayıncılık
- City: İstanbul
- Page Numbers: pp.53-74
- Editors: Zeynep Özlem ÜSKÜL ENGİN,Doğan KARA,Dilşad KUĞUOĞLU ALTINIŞIK, Editor
- Ankara Yıldırım Beyazıt University Affiliated: Yes
Abstract
İstanbul Sözleşmesi’nin göçmen kadınlarla ilgili hükümleri literatürde çok farklı nedenlerle eleştirilmiştir. Göçmen kadınların yerleştikleri ülkelerdeki göçmenlik yasaları nedeniyle çeşitli hak ve özgürlüklerden mahrum kaldıkları ve dolayısıyla devletlerin düzenlemelerinin bu kadınları şiddete açık hale getirdiği İstanbul Sözleşmesi tarafından tespit edilmemiştir. Sözleşme’de ayrıca aile içi şiddete maruz kalan kadınlara bağımsız oturma izni verilebilmesi için yetkili makamlara şiddet olaylarının yansıması gerektiği ve soruşturma veya cezai işlemlerin mağdur tarafından bağımsız oturma izni başvurusu sırasında kanıt olarak sunulması istenmektedir. Bu şart, göçmen kadınların içinde bulundukları zorlukları anlamaktan Sözleşme’nin ne derece uzak olduğunu yansıtmaktadır. Göçmen kadınlar bürokratik ve hukuki sistemine aşina olmadıkları bir ülkede yaşadıkları şiddeti resmi makamlara iletmekten çekinmektedirler. Ayrıca kendisine bağlı olarak oturma izni aldıkları kişinin şiddetin faili olması, göçmen kadınların sınır dışı edilme korkularını tetiklemektedir. Bu durumda göçmen kadınlar belli bir süre birlikteliklerini devam ettirmeleri karşılığında kendilerine verilmesi iç hukuk tarafından garanti altında olan oturma iznini alabilmek için, şiddeti çoğu zaman resmi makamlara bildirmekten uzak durmaktadırlar. İstanbul Sözleşmesi, göçmen kadınların bağımsız oturma izni alabilmesi için onlardan bu şekilde kanıtlar talep ederek bu durumu göz ardı etmiştir.
Sözleşmenin göçmen kadınlara ilişkin hükümleri, bu kadınlara uygulanan şiddetin kültürel temelli olduğunu ifade etmiştir. Bu sebeple, Sözleşme’nin kolonyal ve oryantalist bir yaklaşımla ele alındığı şeklinde eleştiriler de mevcuttur. Sözleşme’de, kültür, “namus”, töre gibi kavramların (göçmen) kadınlara uygulanan şiddetin nedeni ve gerekçesi olarak gösterilmesi, kadın bedeni üzerinden kültürel ötekileştirme ve kültürel özcülük (cultural essentalism) yaratmıştır. Bu da İstanbul Sözleşmesi’ni Avrupa’da göçmenlere yönelik halihazırda var olan ayrımcı ve dışlayıcı dilin bir parçası yapmıştır.