COMPENSATION FOR DAMAGES CAUSED BY ACTIONS OF TERROR WITHIN THE FRAMEWORK OF SOCIAL RISK PRINCIPLE


Karagenç G. K.

I. Uluslararası Artuklu İktisadi, İdari ve Siyasi Bilimler Kongresi, Mardin, Turkey, 20 - 21 November 2021, pp.140-141

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: Mardin
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.140-141

Abstract

125/7 of the 1982 Constitution is stated that: “The administration shall be liable to compensate for damages resulting from its actions and acts.” As can be understood from the article; There is a requirement for the administration to indemnify the losses arising from its transactions, actions and contracts. Compensation of the aforementioned damages is conceptualized under the title of responsibility of the administration. The title of responsibility of the administration manifests doctrinally in two ways. These titles are the faulty and flawless responsibility of the administration.

Faulty liability of the administration; It is of a general, objective, independent and anonymous. In this type of liability, the aforementioned damage was not caused by a certain public official. The present damage was caused by the poor organization of the public service. This type of responsibility confronts us; service is bad, late or not working at all. The faulty responsibility of the administration is the primary and primary cause of responsibility for the administration.

Liability without fault of the administration is mainly examined under two sub-headings. These are the principle of danger and the principle of equality against public burdens, in other words, the principle of equalization of sacrifice. The danger principle; The dangerous activities of the administration are examined under the sub-headings of occupational risk and the social risk principle, which is the theme of this statement. In the principle liability without fault of the administration, it is in question to compensate for the damages arising from the establishment of a causal link due to the fact that the administration caused the existing damage, even though it was not faulty.

The social risk principle, on the other hand, has a sui generis quality that distinguishes it from others. Pursuant to this principle, it is aimed to compensate the damages caused by terrorist acts. Unlike other liability without fault principles, this principle does not seek a causal link. Existing damage is compensated even though it is not caused by the transactions, actions and contracts of the administration. It emerges as a principle built on the fact that the state, as an organized structure on a certain area with drawn borders, should compensate for the damages that occur in its own geography.

In this study, the principle of responsibility of the administration was examined within the framework of the social risk principle, based on the jurisprudence of the Council of State. In this context, first of all, the principle of responsibility of the administration was explained conceptually and examined in terms of its sub-titles. The historical transformation of the social risk principle has been analyzed by analyzing judicial decisions.

Keywords: Administration Responsibility, Flawless Liability, Liability without fault, Social Risk Principle.


1982  Anayasasının  125/7  hükümleri  uyarınca;  “İdare,  kendi  eylem ve  işlemlerinden  doğan  zararı  ödemekle  yükümlüdür.”  Maddeden de  anlaşılacağı  üzere;  idarenin  işlem,  eylem  ve  sözleşmelerinden  kaynaklı  zararları  tazmin  etmesi  gerekliliği  bulunmaktadır.  Bahsi  geçen zararların  tazmin  edilmesi  idarenin  sorumluluğu  başlığı  altında  kavramsallaştırılır.  İdarenin  sorumluluğu  doktriner  olarak  iki  alt  başlığa ayrılarak  tasnif  edilmektedir.  Bu  başlıklar  idarenin  kusurlu  ve  kusursuz sorumluluğudur. İdarenin  kusurlu  sorumluluğu;  genel  nitelikli,  nesnel,  objektif,  bağımsız  ve  anonim  niteliktedir.  Bu  sorumluluk  türünde  bahsi  geçen zarara  belli  bir  kamu  görevlisi  sebebiyet  vermemiştir.  Mevcut  zarar kamu  hizmetinin  iyi  bir  şekilde  örgütlenmemesinden  meydana  gelmiştir.  Bu  sorumluluk  türü  karşımıza;  hizmetin  kötü  işlemesi,  geç  işlemesi  veya  hiç  işlememesi  şeklinde  çıkmaktadır.  İdarenin  kusurlu sorumluluğu,  idare  için  asli  ve  birinci  derecede  sorumluluk  sebebidir. İdarenin  kusursuz  sorumluluğu  ise  en  temelde  iki  alt  başlıkta  incelenir.  Bunlar  tehlike  ilkesi  ve  kamu  külfetleri  karşısında  eşitlik  ilkesi diğer  bir  ifadeyle  fedakarlığın  denkleştirilmesi  ilkesidir.  Tehlike  ilkesi;  idarenin  tehlikeli  faaliyetleri,  mesleki  risk  ve  bu  bildirinin  temasını oluşturan  sosyal  risk  ilkesi  alt  başlıklarında  incelenir.  İdarenin  kusursuz  sorumluluğu  ilkesinde  idarenin  oluşan  zararda  kusuru  olmamasına  rağmen  mevcut  zarara  sebebiyet  vermesinden  ötürü  yani  illiyet bağının  kurulmasından  kaynaklı  oluşan  zararların  tazmin  edilmesi söz konusudur.  Sosyal  risk  ilkesi  ise  diğerlerinden  ayrılan  nevi  şahsına  münhasır bir  niteliğe  sahiptir.  Bu  ilke  uyarınca  terör  eylemlerinden  kaynaklı zararların  karşılanması  amaçlanır.  Diğer  kusursuz  sorumluluk  ilkelerinden  farklı  olarak  bu  ilkede  illiyet  bağı  aranmamaktadır.  Mevcut zarar  idarenin  işlem,  eylem  ve  sözleşmelerinden  kaynaklanmamakla birlikte  tazmin  edilmektedir.  Sınırları  çizilmiş  belli  bir  alan  üzerindeki örgütlü  yapı  olan,  devletin,  kendi  coğrafyasında  meydana  gelen  zararları  tazmin  etmesi  gerektiği  üzerine  kurgulanan  bir  ilke  olarak  karşımıza çıkmaktadır. Bu  çalışmada  Danıştay  içtihatları  esas  alınarak  sosyal  risk  ilkesi çerçevesinde  terör  olaylarından  kaynaklı  idarenin  sorumluluğu  ilkesi  incelenmiştir.  Bu  kapsamda  öncelikle  idarenin  sorumluluğu  ilkesi  kavramsal  olarak  anlatılmış  ve  alt  başlıkları  itibariyle  incelenmiştir. Yargı  kararları  analiz  edilerek  sosyal  risk  ilkesinin  tarihsel  dönüşümü analiz edilmiştir.

Anahtar  Kelimeler:  İdarenin  Sorumluluğu,  Kusurlu  Sorumluluk, Kusursuz Sorumluluk, Sosyal Risk İlkesi.