Kemalpaşazâde'de Hayvan İdraki


Sever Kıyak B.

8th INTERNATIONAL CAPPADOCIA SCIENTIFIC RESEARCH CONGRESS, Nevşehir, Türkiye, 29 - 31 Ocak 2026, ss.20-21, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Nevşehir
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.20-21
  • Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu bildiri, Kemalpaşazâde’nin (d. 1469) akıl ve idrak bahislerinde hayvan davranışını nasıl konumlandırdığını, “hayvanlarda idrak var mıdır?” sorusu etrafında, onun kendi kavramsal çerçevesini esas alarak incelemektedir. Amacımız, hayvan fiillerinde gözlenen düzen, amaçlılık ve muhkemlikten hareketle Kemalpaşazâde’nin hangi tür bir biliş tasavvuru kurduğunu göstermek; bunu yaparken tartışmayı dışarıdan kuramsal eklemelerle değil,
müellifin kendisinin kurduğu açıklama mantığıyla takip etmektir. Aklın İzahına Dair adlı risalesinde Kemalpaşazâde karınca, örümcek, fare ve arı gibi
hayvanların hayvan fiillerinin rastlantısal olmadığını, belirli faydaya yönelen bir tertip içerdiğini göstermektedir. Karıncanın taneyi filizlenmeye karşı ikiye bölmesi ve uygun zamanda kurutması gibi ayrıntılar, fiilde bir “tedbir” dilinin bulunduğunu düşündürmektedir. Ancak bu tedbir, Kemalpaşazâde’de doğrudan hayvan ferdine ait “insanî akıl” anlamında bir akletme yetisi olarak tesis edilmemektedir. Arının altıgen gözleri inşa etmesi örneği de aynı doğrultudadır. Altıgenin alan ve boşluksuz dizilim bakımından elverişliliği, fiilin düzenliliğini ve isabetliliğini görünür kılmakta fakat buradan hayvanın kendi başına nazarî akıl yürüttüğü sonucu çıkarılmamaktadır. Kemalpaşazâde, hayvan fiilindeki bu amaçlılığı ve düzenliliği açıklarken iki uçtan kaçınmaktadır. Bir yandan, her bu tür fiilin zorunlu olarak “âlim bir fâil”e bağlanmasını problemli bulmakta; öte yandan, hayvanların her an özel bir ilhamla sevk edildiğini varsayan
yaklaşımı da eleştirmektedir. Bunun yerine tür-merkezli bir açıklama önermektedir. Buna göre her hayvan türünü bir beden gibi sevk ve idare eden hikmet sahibi bir “müdebbir” vardır. İşrâkî dilde türün rabbi, dinî dilde melek diye anılan bu yönetici ilke, hayvan fiillerindeki düzeni tür düzeyinde açıklamak için kullanılmaktadır. Sonuç olarak, Kemalpaşazâde’de hayvan idraki, bilişi bütünüyle inkâr etmeyen; fakat onu insan aklıyla özdeşleştirmeden
kozmik idare ve ilham/tedbir düzeyinde açıklayan bir yaklaşım benimsemektedir.

This paper examines how Kemalpashazade (d. 1469) situates animal behavior within his discussions of intellect (ʿaql) and cognition/perception (idrāk), focusing on the question “Do animals possess idrāk?” Taking his own conceptual framework as the point of departure, it aims to show what kind of account of cognition he constructs on the basis of the order and purposiveness, and accuracy observed in animal actions. Rather than building the discussion
through external theoretical additions, we follow the explanatory logic articulated by the author himself.
In his treatise On the Explanation of Intellect Kemalpashazade argues through examples such as ants, spiders, mice, and bees that animal actions are not accidental, but display an arrangement oriented toward definite benefit. Details such as an ant splitting a grain in two to prevent germination and drying it at the appropriate time suggest that a language of “ordering and regulation” (tadbīr) is at work in the action. Yet for Kemalpashazade, this tadbīr is not established as a faculty of reasoning belonging to the individual animal in the sense of “human rational intellect.” The same applies to the example of the bee constructing hexagonal cells. The suitability of the hexagon in terms of area and seamless tiling makes the regularity and precision of the act visible, but it does not
warrant the conclusion that the animal engages in theoretical reasoning (naẓarī ʿaql) on its own.
In explaining this purposiveness and regularity in animal actions, Kemalpashazade avoids two extremes. On the one hand, he finds it problematic to attribute every such act necessarily to a single “knowing agent” (ʿālim fāʿil). On the other, he criticizes the approach that assumes animals are driven at every moment by a special inspiration. Instead, he proposes a species-centered explanation. According to this view, each animal species has a wise “governor” that directs and administers it as though it were a single body. This governing principle, called in Illuminationist (Ishrāqī) idiom the lord of the species, and in religious language an angel, is employed to account for the order observed in animal actions at the level of the species. As a result, Kemalpashazade advances an approach to animal cognition that does not wholly deny cognition, yet explains it without identifying it with human intellect, instead situating it at the level of cosmic governance and inspiration/providential management.