NEKROTİK İMMATÜR DAİMİ MOLAR DİŞLERDE REJENERATİF ENDODONTİK TEDAVİ: OLGU SERİSİ


Emiroğlu B., Oda G., Erdoğan G. H.

ÇOCUK DİŞ HEKİMLERİ DERNEĞİ 2. BİLİMSEL KONGRESİ , İstanbul, Türkiye, 8 - 10 Mayıs 2026, cilt.7, sa.1, ss.213-215, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Cilt numarası: 7
  • Doi Numarası: 10.51463/cpd.2026.s1
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.213-215
  • Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Amaç: Bu olgu serisinin amacı, immatür kök gelişimine sahip nekrotik pulpalı daimi molar dişlerde uygulanan rejeneratif endodontik tedavinin (RET) klinik ve radyografik sonuçlarını değerlendirmektir. Bu kapsamda, güncel dezenfeksiyon protokolleri sonrası periapikal dokulardan indüklenen kan pıhtısı iskelesi (scaffold) üzerine yerleştirilen MTA bariyeri ile sağlanan fizyolojik kök gelişiminin desteklenmesi ve rejeneratif sürecin kısa dönem etkinliğinin sunulması hedeflenmiştir. Olgu Sunumu: Kliniğimize şiddetli ağrı şikâyeti ile başvuran sistemik olarak sağlıklı dört hastanın klinik ve radyografik değerlendirmeleri yapılarak aşağıdaki bulgular elde edilmiştir: Olgu 1: 9 yaşındaki hastanın klinik muayenesinde 36 numaralı dişinde perküsyon testi pozitif, soğuk pulpa testi negatif olarak değerlendirilmiş; radyografik olarak immatür kök gelişimi ve periapikal radyolüsensi izlenmiştir. Olgu 2: 12 yaşındaki hastanın klinik muayenesinde 37 numaralı dişinde perküsyon testi pozitif, soğuk pulpa testi negatif bulunmuştur. Radyografik incelemede immatür kök gelişimi ve periapikal radyolusensi izlenmiştir. Olgu 3: 13 yaşındaki hastanın klinik muayenesinde 17 numaralı dişinde perküsyon hassasiyeti pozitif, soğuk pulpa testine yanıt alınmamış ve radyografik değerlendirmede immatür kök gelişimi ile periapikal radyolusensi izlenmiştir. Olgu 4: 14 yaşındaki hastanın klinik muayenesinde 37 numaralı dişinde yüz bölgesinde şişlik izlenmemiş; perküsyon testinin pozitif, soğuk vitalite testinin negatif olduğu saptanmıştır. Radyografik olarak immatür kök gelişimi saptanmıştır. Tüm olgularda American Association of Endodontists (AAE) güncel protokollerine uygun olarak kök kanalları dezenfekte edilmiş, ardından apikal kanama indüklenerek kanal içerisinde kan pıhtısı iskelesi oluşturulmuştur. Koronal sızdırmazlığın sağlanması amacıyla kan pıhtısı üzerine Olgu 1, 3 ve 4’te Angelus MTA®, Olgu 2’de ise IMICRYL® BIOFACTOR MTA Putty bariyer materyali olarak yerleştirilmiştir. Dişlerin daimi restorasyonları kompozit rezin olan Kerr Herculite Classic™ ile tamamlanmıştır. Hastaların 1–6 ay arasındaki takiplerinde tüm dişlerin klinik olarak asemptomatik olduğu ve perküsyon hassasiyetinin ortadan kalktığı gözlenmiştir. Radyografik değerlendirmelerde periapikal lezyonlarda iyileşme eğilimi ile birlikte kök gelişiminin devam ettiği izlenmiştir. Tartışma: İmmatür daimi molar dişlerde pulpa nekrozu, kök gelişiminin durmasına yol açarak ince dentin duvarları ve açık apeks nedeniyle dişi kırılmaya yatkın hale getirmektedir. AAE kılavuzlarına göre apeksifikasyon tedavi seçeneklerinden biri olmakla birlikte, kök uzunluğu ve dentin duvar kalınlığında artış sağlamadığı için bu yapısal zayıflığı ortadan kaldıramamaktadır. Pulpa nekrozu varlığında apeksogenezis uygulanamadığından, doku mühendisliği prensiplerine dayanan rejeneratif endodontik tedavi tercih edilmiştir. Bu yaklaşımda, etkin enfeksiyon 214 kontrolünün sağlanmasının ardından kök kanalı içinde indüklenen kan pıhtısı iskelesi üzerine yerleştirilen biyouyumlu materyaller, özellikle Mineral Trioksit Agregat (MTA), dentin ve kök dokularının fizyolojik olarak yeniden oluşumu için uygun hücresel ve biyolojik ortamın sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Sonuç: Kan pıhtısı iskelesi üzerine MTA’nın yerleştirilmesine dayanan rejeneratif endodontik yaklaşım, nekrotik immatür daimi molar dişlerin tedavisinde kök gelişiminin devamını destekleyerek dişin kırılma direncini artırmakta ve geleneksel apeksifikasyon yöntemlerine kıyasla daha biyolojik temelli bir tedavi alternatifi sunmaktadır.