Epidemiological and clinical characteristics of HIV/AIDS patients followed-up in Cappadocia region: 18 years experience


Alp E., BOZKURT İ., Doganay M.

Mikrobiyoloji Bülteni, vol.45, no.1, pp.125-136, 2011 (SCI-Expanded, Scopus, TRDizin) identifier

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 45 Issue: 1
  • Publication Date: 2011
  • Journal Name: Mikrobiyoloji Bülteni
  • Journal Indexes: Science Citation Index Expanded (SCI-EXPANDED), Scopus, TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.125-136
  • Ankara Yıldırım Beyazıt University Affiliated: Yes

Abstract

HIV/AIDS is still an important health problem worldwide and the number of people living with HIV worldwide continued to grow in the last years. The first HIV/AIDS cases had been reported in 1985 from Turkey and with an increasing trend during the following years, the number of cases reached to 3898 with 528 new cases in 2009. The aim of this retrospective study was to share the 18 years experience with the patients who were followed-up in Erciyes University Hospital Infectious Diseases Clinics in Cappadocia region. The records of 55 (81%) HIV/AIDS patients out of 68 who were admitted to our clinic between 1992- 2009 have been attained and the demographic and clinical characteristics, administered therapy regimens and adverse effects of antiretroviral therapy of those cases have been evaluated. Forty-three (78%) of the patients were male and 12 (22%) were female of which 11 (92%) of their spouses had HIV/AIDS. The median age of the patients was 45 and 20 (36%) of them were over 54 years old. Fifty (91%) of patients lived in Cappadocia region, and 24 (44%) had lived in foreign countries. Fifty (91%) patients had risky heterosexual contact as a risk factor. Of these patients, 47 (85%) were in full-blown AIDS stage at admission. Twenty-seven (49%) of the patients diagnosed occasionally during routine anti-HIV testing, did not have any symptoms. Fever, weakness and weight loss were the most frequently detected symptoms in the rest of the patients. Ten (18%) patients had underlying diseases such as hypertension, chronic hepatitis B or C, coronary artery disease, diabetes mellitus and chronic renal disfunction. Opportunistic infections were determined in 25 (45.5%) patients and 20 (40%) of these infections were determined at admission. The most frequent opportunistic infection was oral candidiasis, followed by Pneumocystis (carinii) jiroveci pneumonia and tuberculosis. Malignancy was diagnosed in three patients; two had Kaposi’s sarcoma and one had multiorgan adenocarcinoma. Antiretroviral therapy was started in 37 (67%) of the patients and lamivudin/zidovudin + lopinavir/ritonavir was the most commonly used combination. Antiretroviral therapy was changed in 13 (35%) patients most frequently due to the development of side effects of the drugs. Nausea, vomiting and hyperlipidemia were the most frequent side effects, while diarrhea, skin rashes, anemia, leucopenia and lipoatrophy have also been detected. One patient discontinued therapy by his own will. Sixteen (27.6%) of 58 patients, whose records could be achieved, died. The mortality rates detected in 1992- 1999 and 2000-2009 periods were 78.6% (11/14) and 11.4% (5/44), respectively. The mean exitus time of the patients was six months after the diagnosis. The reasons of mortality were opportunistic infections in six patients, and adenocarcinoma in one patient. Autopsy had been performed in seven cases, however three patients’ records could be attained. One had disseminated candidiasis and miliary tuberculosis, one had multiorgan carcinoma, and one had pneumonia, kidney and colon necrosis and condyloma acuminata. In conclusion, increasing awareness of physicians about HIV/AIDS epidemiology in Turkey provides early diagnosis and prevents the dissemination of illness in community.
HIV/AIDS dünya genelinde halen önemli bir sağlık problemidir ve son yıllarda tüm dünyada HIV ile yaşayan hasta sayısı artmaya devam etmektedir. Ülkemizde ilk HIV/AIDS olguları 1985 yılında bildirilmiş; olgu sayıları her yıl giderek artmış ve 2009 yılında 528 yeni olgu ile 3898’e ulaşmıştır. Bu retrospektif çalışmada, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniğine başvuran Kapadokya bölgesindeki hastalar ile ilgili 18 yıllık tecrübenin paylaşılması amaçlanmıştır. 1992-2009 yılları arasında kliniğimizde takip edilen 68 hastadan 55 (%81)’inin bilgilerine ulaşılabilmiş ve olguların demografik ve klinik özellikleri, uygulanan tedavi rejimleri ve tedavinin yan etkileri değerlendirilmiştir. Hastaların 43 (%78)’ü erkek olup, kadın olguların 11 (%92)’inin eşi HIV/AIDS hastasıdır. Olgularda ortanca yaş 45’tir ve 20 (%36) hasta 54 yaş üzerindedir. Hastaların 50 (%91)’sinin Kapadokya bölgesinde yaşadığı ve 24 (%44)’ünün yabancı ülkede çalıştığı belirlenmiştir. Elli (%91) hastada risk faktörü olarak riskli heteroseksüel temas öyküsü mevcuttur. Hastaların 47 (%85)’sinin başvuru sırasında son dönem AIDS safhasında olduğu izlenmiştir. Yirmi yedi (%49) hastada anti-HIV testi pozitifliği rutin tetkikler sırasında tespit edilmiş, bu olguların başvuru sırasında herhangi bir şikayetinin olmadığı belirlenmiştir. Diğer hastalarda ise en sık başvuru şikayeti ateş, kilo kaybı ve halsizliktir. Olguların 10 (%18)’unda altta yatan bir hastalık (hipertansiyon, kronik hepatit B veya C, koroner arter hastalığı, diabetes mellitus, kronik böbrek yetmezliği vb.) mevcuttur. Fırsatçı enfeksiyonlar hastaların 25 (%45.5)’inde tespit edilmiş, ancak bunların 22 (%40)’si ilk başvuru sırasında saptanmıştır. En sık rastlanılan fırsatçı enfeksiyon oral kandidiyaz olup, bunu Pneumocystis (carinii) jiroveci pnömonisi ve tüberküloz izlemektedir. İki hastada Kaposi sarkomu ve bir hastada çoklu organ tutulumu gösteren adenokarsinoma olmak üzere toplam üç hastada kanser gelişimi gözlenmiştir. Hastaların 37 (%67)’sine antiretroviral tedavi verilmiş ve en sık kullanılan protokol lamivudin/zidovudin + lopinavir/ritonavir kombinasyonu olmuştur. Yan etkiler nedeniyle 13 (%35) hastada antiretroviral değiştirilmiş, bir hasta ise kendi isteğiyle tedaviyi bırakmıştır. En sık görülen yan etkiler bulantı, kusma ve hiperlipidemi olmuş, ayrıca ishal, döküntü, anemi, lökopeni ve lipoatrofi gibi etkiler de saptanmıştır. Olgularımızda mortalite oranı 1992-1999 yılları arasında başvuranlarda %78.6 (11/14) iken, 2000-2009 yılları arasında başvuranlarda %11.4 (5/44) olarak saptanmış; toplam ölüm oranı ise %27.6 (16/58) olarak tespit edilmiştir. Hastaların, tanıdan ortalama altı ay sonra kaybedildiği ve altısının fırsatçı enfeksiyon, birinin ise çoklu organ tutulumu gösteren adenokarsinoma sonucu kaybedildiği belirlenmiştir. Otopsi yapılan yedi hastadan üçünün otopsi bilgilerine ulaşılabilmiş ve birisinin dissemine kandidiyaz ve miliyer tüberküloz, birisinin karsinoma ve birisinin de pnömoni, böbrek ve kolon nekrozu ve kondiloma aküminata ile uyumlu bulguları olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, ülkemizde HIV/AIDS epidemiyolojisi ve klinik özellikleri konusunda hekimlerin farkındalığının artırılması, hastalara erken tanı konulmasını sağlayacak ve hastalığın toplumda yayılmasının önlenmesine katkıda bulunacaktır