FICTIONAL CHARACTERS: EXISTENCE AND INTERPRETATION IN AESTHETIC STUDIES


Aşkar A.

2. Uluslararası Türk Dünyası Beşeri, Sosyal, Eğitim ve Finans Kongres, 6 - 08 June 2024, pp.257-258, (Summary Text)

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • Doi Number: 10.5281/zenodo.11544857
  • Page Numbers: pp.257-258
  • Ankara Yıldırım Beyazıt University Affiliated: Yes

Abstract

Fictional characters play a significant role in aesthetic studies, prompting debates about their

existence and their relationship to real-world entities. Some scholars grapple with

distinguishing fiction from reality, questioning whether fictional characters can be considered

real. The essay addresses this by exploring various theories about the existence of fictional

characters, including eliminativist theory, artifactual theory, and make-believe theory.

Eliminativists argue that fictional characters like Sherlock Holmes or mythological entities

such as Pegasus do not exist in reality; they are merely illusions created by descriptions or

pictures. In contrast, the advocates of artifactual theory assert that while mythical figures do not

exist, the characters themselves do as products of literary practices. Authors create fictional

characters, who, although abstract, are part of the actual world and can appear in different

works. This theory views fictional characters as cultural artifacts, allowing for their

reinterpretation across stories. However, the consistency of characters in different fictions is

debated, since characters change with each new depiction, creating different truths in each

context.

The essay also examines the relationship between authors and readers. Make-believe theory

suggests that fictional characters exist through a shared game of make-believe between the

author and the reader. This relationship requires the reader to engage in make-believe,

distinguishing fiction from nonfiction based on the author's intention to make the reader

believe. Within this frame, some argues the concept of fictional worlds, suggesting that

characters like Ahab from "Moby Dick" exist within these created worlds. Fictional worlds

follow consistent internal rules, making characters true within their context. This differs from

the notion of possible worlds, which contain various improbable aspects and relationships, thus

complicating the reality of fictional characters.

In conclusion, fictional characters exist within their fictional contexts, created by authors and

sustained through literary practices and the engagement of readers in make-believe. They are

cultural artifacts of their fictional worlds, with their existence justified by the rules and

conditions set by their creators. While they do not exist in the real world, their presence in

fiction is undeniable, shaped by the imagination of authors and the participation of readers.

Kurgusal karakterler estetik çalışmalarda önemli bir rol oynamaktadır ve onların varlığı ile gerçek dünya varlıklarıyla ilişkileri hakkında ontolojik tartışmalara yol açmaktadır. Bazı akademisyenler, kurgu ile gerçeği ayırt etme konusunda zorlanarak kurgusal karakterlerin gerçek olarak kabul edilip edilemeyeceğini sorgulamaktadır. Bu makale, kurgusal karakterlerin varlığına dair çeşitli teorilerden üç tanesini; sırasıyla ‘dışlayıcı (eliminativist) teori’, ‘kurgusal (artifactual) teori’ ve ‘inanıyormuş gibi yapma (make-believe)’ teorisini inceleyerek bu soruya yanıt aramaktadır.

Eliminativistler, Sherlock Holmes gibi kurgusal karakterlerin veya Pegasus gibi mitolojik varlıkların gerçekte var olmadığını; bunların sadece betimlemeler veya resimlerle yaratılmış illüzyonlar olduğunu savunurlar. Buna karşılık, artifaktüel teori savunucuları, mitolojik figürlerin var olmadığını kabul etmekle birlikte, bu karakterlerin edebi uygulamalar sonucu var olduklarını iddia ederler. Yazarlar, soyut da olsa, kurgusal karakterleri yaratırlar ve bu karakterler gerçek dünyanın bir parçasıdır ve farklı eserlerde görünebilirler. Bu teori, kurgusal karakterleri kültürel eserler olarak görür ve onların hikayeler arasında yeniden yorumlanmasına olanak tanır. Ancak, farklı kurgularda karakterlerin tutarlılığı tartışmalıdır, çünkü her yeni betimlemede karakterler değişir ve her bağlamda farklı doğruluklar yaratır.

Makale aynı zamanda yazarlar ve okuyucular arasındaki ilişkiyi de inceler. İnanıyormuş gibi yapma teorisi, kurgusal karakterlerin yazar ve okuyucu arasındaki ortak bir inanıyormuş gibi yapma oyunu aracılığıyla var olduğunu öne sürer. Bu ilişki, okuyucunun inanıyormuş gibi yapma oyununa katılmasını gerektirir ve kurguyu, yazarın okuyucuyu inandırma niyetine dayandırarak kurgusal olmayan metinlerden ayırır. Bu çerçevede bazıları, "Moby Dick"teki Ahab gibi karakterlerin yaratılmış dünyalar içinde var olduğunu savunan kurgusal dünyalar kavramını ileri sürer. Kurgusal dünyalar, karakterleri kendi bağlamlarında doğru kılan tutarlı iç kurallara uyar. Bu, çeşitli olası dünyaları içeren ve kurgusal karakterlerin gerçekliğini karmaşıklaştıran olası dünyalar kavramından farklıdır.

Sonuç olarak, kurgusal karakterler, yazarlar tarafından yaratılan ve okuyucuların inanıyormuş gibi yapma oyununa katılmasıyla sürdürülen kurgusal bağlamlar içinde var olurlar. Onlar, yaratıcının belirlediği kurallar ve koşullarla varlıkları gerekçelendirilen kurgusal dünyalarının eserleridir. Gerçek dünyada var olmasalar da kurguda varlıkları yadsınamaz; yazarların hayal gücü ve okuyucuların katılımıyla şekillenirler.

Anahtar Kelimeler: Estetik, kurgu, ontoloji