Tuhfe-i Rûmî’den Hareketle Tekirdağ Aynî Bacı Zâviyesi Meşâyihi
V. ULUSLARARASI TEKİRDAĞ’DA DİNİ VE KÜLTÜREL HAYAT SEMPOZYUMU, Tekirdağ, Türkiye, 6 - 07 Aralık 2024, ss.241-260, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Basıldığı Şehir: Tekirdağ
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.241-260
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Anadolu’nun
Türkleşmesi ve İslamlaşmasında tasavvufî şahsiyetlerin ve eserlerin önemli bir
yeri bulunmaktadır. Mevlânâ, Hacı Bektaş Velî, Yunus Emre, Aşık Paşa gibi
isimlerin hem şahsiyetleri hem de ortaya koydukları eserleri Anadolu’da
İslâmiyet’in yayılmasında etkili olmuştur. Osmanlı ile Trakya ve Balkanlar’a
doğru genişleyen Müslüman Türk coğrafyasında ise tekke ve tarikatların işlevi
bilinen bir gerçektir. Mevlevilik, Bektaşilik, Nakşibendilik gibi tarikatlara
göre Kadiriliğin Anadolu’daki yayılımı XV. yüzyılda Eşrefoğlu Rûmî ile başlamış
olsa da İznik-Bursa çevresinde sınırlı kalmış, daha geniş bir çevreye Balkanlar
da dahil olmak üzere XVII. yüzyılda İsmail Rûmî vasıtasıyla ulaşmıştır. İsmail
Rûmî’nin Kastamonu, Tosya, Bursa, İzmir, İzmit, Manisa, Tekirdağ, Edirne,
Selânik, Girit, Köstence, Filibe gibi şehirlerde kurduğu tekkelerin sayısının
kırk sekiz olduğu bilinmektedir. Tekirdağlı Seyyid Sırri Ali’nin Tuhfe-i Rûmî
isimli eseri de Kadiriliğin Anadolu’daki tarihini anlatan manzum bir eser
olarak bilinmektedir. Bu çalışmada Manzum tarikatnâme türünde bir eser olarak
nitelenen Tuhfe-i Rûmî’deki Kadiri Tarikatının Rûmiyye kolunun Tekirdağ Aynî
Bacı Zaviyesi (Kadirîhâne Tekkesi)’ndeki meşâhiyi üzerine yazılmış beyitler bir
incelemeye tabi tutulmuştur. İsmi geçen şeyhlerin hayatları, eserleri ve
tekkeye hizmetleri dönemi anlatan kaynaklar ve çalışmalar üzerinden
aktarılmıştır. Bu eser için sadece Tekirdağ’daki Kadiri şeyhlerini kapsayan bir
başka tasavvufi edebi tür olan silsilenâme de denilebileceği görülmüştür.
Eserin sonunda yer alan müellifin kendi hayatına dair kaleme aldığı hal
tercümesi de günümüzde otobiyografi diye adlandırılan türe dair XVIII. yüzyılda
verilmiş bir örnek olması hasebiyle dikkat çekicidir.
Sufi figures
and their works have an important place in the Turkification and Islamization
of Anatolia. Both the personalities and the works of names such as Mawlana,
Hadji Baktash Vali, Yunus Emre, and Ashik Pasha were influential in the spread
of Islam in Anatolia. The function of dervish lodges and religious orders in
the Muslim Turkish geography that expanded towards Thrace and the Balkans with
the Ottoman Empire is a known fact. Although the spread of Qadiriyya in
Anatolia, compared to religious orders such as Mawlavi, Bektashi and
Naqshbandiyya, started with Eshrefoglu Rumi in the 15th century, it remained
limited to the İznik-Bursa area and reached a wider circle, including the
Balkans, in the 17th century through Ismail Rumi. It is known that the number
of lodges established by Ismail Rumi in cities such as Kastamonu, Tosya, Bursa,
Izmir, Izmit, Manisa, Tekirdag, Edirne, Thessaloniki, Girit, Constanta and
Plovdiv is forty-eight. The work of Seyyid Sırri Ali from Tekirdağ, Tuhfe-i
Rûmî, is also known as a work in verse that tells the history of the Qadiriyya
in Anatolia. In this study, the couplets written on the sheikhs of the Rumiyye
branch of the Qadiri Order in Tekirdag Aynî Baci Zawiya (Qadirikhane Lodge) in
Tuhfe-i Rûmî, which is described as a work in the verse type of tariqatname,
were subjected to an examination. The lives of the aforementioned sheikhs,
their works and their services to the lodge are conveyed through sources and
studies describing the period. It has been seen that this work can also be
called silsileneame, which is another Sufi literary genre that only includes
the Qadiri sheikhs in Tekirdag. The author's own life story at the end of the
work is also noteworthy as it is an example of the genre called autobiography
in the 18th century.