Komplo Teorileri ile Demokratik Gerilemeyi Tetiklemek: Macaristan Örneği
7th International Boğaziçi Scientific Research Congress, İstanbul, Türkiye, 3 - 04 Mayıs 2025, ss.389, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: İstanbul
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.389
- Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Macaristan’da Viktor Orbán yönetiminde yaşanan demokratik gerileme, akademik camiada önemli ölçüde ilgi görmektedir. Medya kontrolü, yargı üzerindeki denetim ve himaye-temelli ağlar gibi yerleşik demokratik aşınma mekanizmalarına ek olarak, komplo teorilerinin stratejik kullanımı giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Komplo teorileri, önemli siyasal ya da toplumsal olaylara dair açıklayıcı anlatılar olarak değerlendirilebilir; bu anlatılar, söz konusu olayları kötü niyetli güçlerin gizli planlarına ve “iyi insanlara” karşı yürütülen komplolara bağlar. Macaristan örneğinde, komplo anlatıları genellikle dış düşmanlar, yabancı müdahale veya Avrupa Birliği gibi kurumlar veya George Soros gibi figürler gibi gizli elitler temaları etrafında çerçevelenir. Ulusal egemenlik ise bu komplocu tehditlerin ana hedefi olarak sunulmaktadır.
Komplo teorileri aracılığıyla hükümet, belirli anlatılar inşa eder ve bu anlatıları dolaşıma sokar; ve bunlar daha sonra otoriter uygulamaları meşrulaştırmak ve siyasi partilerden, bağımsız kurumlardan ve sivil toplumdan gelen muhalefeti meşruiyetsizleştirmek için stratejik olarak kullanılır. Bu çalışma, komplo anlatılarının Macaristan örneğinde demokratik aşınmaya aktif olarak katkıda bulunduğu mekanizmaları araştırmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, resmi konuşmalar, parti iletişimleri, ilgili politikalar ve yasal değişikliklerin nitel analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu metodolojik yaklaşım, komplo anlatıları ile otoriter stratejiler arasındaki örtüşen temaları ve retorik stratejileri daha iyi anlamayı mümkün kılmaktadır. Bu çalışma, komplo teorilerinin siyasette—özellikle de günümüzün liberal olmayan uygulamalarında—nasıl güçlü birer araç haline geldiğine dair daha derin bir kavrayış sunmayı hedeflemektedir.
Democratic backsliding in Hungary under Victor Orban’s governance has attracted significant scholarly attention. Alongside with established mechanisms of democratic erosion, including media capture, judicial control, and patron-client networks, the strategic use of conspiracy theories has gained a rising role. Conspiracy theories can be taken as explanatory narratives about significant political or social events, attributing them to the secret actions of evil forces and hidden plots against the good people. In the case of Hungary, conspiracy narratives are often framed around the themes of external enemies, foreign interference or hidden elites, such as institutions like the European Union or figures like George Soros. National sovereignty is predominantly presented as the target of these conspiratorial threats.
Through conspiracy theories, the government constructs and circulates specific narratives, which are then strategically used to legitimize authoritarian practices and delegitimize oppositions from political parties, independent institutions and civil society. This study aims to investigate the mechanisms through which conspiracy narratives actively contribute to democratic erosion in the case of Hungary. To achieve this, it conducts qualitative analyses of official speeches, party communications, as well as relevant policies and legal changes. This methodological approach allows for a better understanding of recurring themes and rhetorical strategies, which align conspiracy narratives with authoritarian strategies. This study contributes to a deeper understanding of how conspiracy theories can serve as powerful instruments in politics, and more specifically, in implementing contemporary illiberal practices.