Düğün Müzisyenlerinin Eşitsiz Gelişimi: Ankara Örneği


Creative Commons License

Kürklü S.

9. Ulusal Sosyoloji Kongresi, Ankara, Turkey, 19 - 21 September 2019

  • Publication Type: Conference Paper / Unpublished
  • City: Ankara
  • Country: Turkey

Abstract

Düğün müzisyenliğinin eşitsiz gelişimi: Ankara örneği

Bu çalışma düğün müziği endüstrisinin yapısını anlamak ve müzisyenlerin piyasa ilişkisi

içinde çeşitli biçimlerde konumlanmalarını açıklamak amacıyla Ankara’da yürütülen ve

derinlemesine görüşmeler, odak gruplar ve katılımlı gözlemlerle sürdürülen doktora

araştırmasına dayanmaktadır. Son birkaç onyıldır süren ekonomi-politik dönüşüm sonucunda

müzik emeğinin bir müzik aleti çalmanın veya şarkı söylemek gibi salt bir bedensel

performans olmanın ötesinde kapsayıcı bir ses işçiliği olarak yeni bir biçim kazandığı

görülmektedir. Bu durum gelişen yeni teknolojilerle birlikte literatürde çağcıl kapitalizmde

çalışma ilişkilerini açıklamak için kullanılan, çoğu zaman birbirine indirgenemeyen ve uzun

bir süredir tartışılagelen dijital emek, bilişsel emek, duygulanımsal emek, duygusal emek gibi

emek biçimlerini bir arada kullanmanın zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Böylece müzik emeğinin niteliği yükselmekte ve modern dönemin geleneksel müzisyeni,

kültürel emek kategorisinin altında incelenebilecek bir ses emeğinin (sound labour)

tanımından hareketle, her şey dahil bir ses işçisine dönüşmektedir. Bu bildirinin konusu da

her şey dahil ses işçisine dönüşmüş olan müzisyenlerin dijital teknolojiyi kullanma

kapasiteleri ile düğün müziği endüstrisinde bir pozisyon işgal etmeleri arasındaki ilişkidir.

Dijital teknolojiyi kullanma kapasitesi, müzisyenin kültürel sermayesinin bir parçası olarak

müzikal alanda bir pozisyon almasını ancak belirli bir noktaya kadar getirmekte iken asgari

beceriyi geliştirdikten sonra bir networke dahil olmak ekonomik sermayenin artmasında ve

süreklileştirilmesinde çok daha önemli rol oynamaktadır. Bu sebeple piyasa içinde uzun yıllar

bulunmuş olmak, müzisyenlerin dijital beceriyle ilgili dezavantajını kısmen ortadan

kaldırmaktadır. Ancak bu durumda geleneksel müzisyenler ile her şey dahil ses işçilerinin

rekabeti, alandaki eşitsizliği farklı bir biçimde sürdürmekte ve derinleştirmektedir. Nitekim

alana dahil olmak isteyen genç müzisyen hem hali hazırda geleneksel anlamıyla müzisyen

olmak hem de dijital becerileri gelişmiş her şey dahil ses işçisi olmak mecburiyetindedir.

Geleneksel müzisyen ise bu niteliklere sosyal sermayesiyle yanıt vermektedir.