Laiklik İlkesinin Osmanlı Devleti'ndeki Görünümü


Creative Commons License

Kılınç A.

3. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi, Sakarya, Türkiye, 15 - 18 Mayıs 2013, cilt.3, ss.33-43

  • Cilt numarası: 3
  • Basıldığı Şehir: Sakarya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.33-43

Özet

Literatür, genel olarak laiklik ilkesinin öç teme! unsuru olduğun u kabul eder. İlk unsur din işleri ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması, ikinci unsur devlette egemenliğin kaynağının İlahî olmayıp insan unsuru olmasıdır. Son olarak da vatandaşların din ve vicdan hürriyetlerine sahip olmasıdır. Osmanlı hukuk sistemi, şeri hukuk ve örfi hukuktan oluşmaktadır. Osmanlı Devletinde bir yanda Kur'an, sünnet, icma ve kıyas olmak üzere dört ana kaynaktan ve birtakım tali kaynaklardan oluşan İslam hukuku uygulanmakta iken diğer taraftan padişahın iradesi ile ortaya konan, kanunnameler, fermanlar şeklinde tezahür eden örfi hukuk merîdir. Laiklik ilkesinin unsurlarını Osmanlı hukuk uygulaması açısından değerlendirdiğimizde şu tespitleri yapabiliriz. Örfi hukuk düzenlemelerinin insan aklına dayanmasını laikliğin "a k lilik unsuruyla bağdaştırabiliriz. Osmanlı idarecileri de şeri hukukun müsaade ettiği alanlarda ve İslam hukukçuları arasında tartışmalı olan konularda hükümler koymaktan çekinmemişlerdir. Hatta koydukları normların İslam hukukuna aykırılığı, hem normun yürürlükte olduğu dönemde tartışılmış hem de günümüzde tartışılmaktadır. Kanaatimizce Osmanlı idarecileri, laiklik ilkesinde de yer alan egemenlikteki "insan u n su ru " faktörünü pragmatik açıdan ele almış ve düzenlemeleri mümkün olduğunca devlet lehine koymaya gayret etmişlerdir. Laikliğin diğer unsuru olan din ve vicdan hürriyeti açısından Osmanlı Devleti'ne baktığımızda gerek zimmi gerekse Mü slüm an tebaa açısından birtakım sınırlamaların getirildiğini ifade etmek gerekir.