CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNDE YEREL YÖNETİMLER ÜZERİNDEKİ İDARİ VESAYET YETKİLERİNİN HUKUKİ ANALİZİ


Karagenç G. K.

III. INTERNATIONAL CONGRESS ON CRITICAL DEBATES IN SOCIAL SCIENCES-İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ, İzmir, Türkiye, 20 Kasım - 22 Aralık 2020, ss.26-27

  • Basıldığı Şehir: İzmir
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.26-27

Özet

1982 anayasası yerel yönetim kuruluşu olarak il özel idareleri, belediyeler ve köyleri sayıp sınırlandırmıştır. Diğer bir adı yer bakımından yerinden yönetim kuruluşları olan bu yapılar, belli bir bölgede yaşayan insan topluluğuna tüzel kişilik atfedilerek oluşturulmuş, kendilerini haiz kamu tüzel kişiliği olan kuruluşlardır. Kamu tüzel kişiliği sahibi olmalarından ötürü, kendilerine özgü malvarlığı, bütçe ve personel istihdam etme gibi yetkileri bulunmaktadır. Ayrıca bu kuruluşların devlet tüzel kişiliği altındaki kuruluşlara oranla çok daha bağımsız karar alma imkanına sahip olmaları beklenmektedir.

Ancak uygulamada bu kurumlar üzerinde; merkezden yönetim kuruluşlarının, birçok alanda denetim ve gözetim yetkisine bir başka ifadeyle idari vesayet yetkisine sahip olduğu görülmektedir. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumla birlikte Türkiye Cumhuriyetinin hükümet sistemi değişmiştir. Doktriner olarak başkanlık sistemi özelliklerini taşıyan bu sistem, birçok kaynakta Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak da adlandırılmaktadır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş ile birlikte idari vesayet yetkilerindeki değişikliklerin; kamu hizmetlerinin verimli bir şekilde yürütülebilmesi için, detaylı bir şekilde analiz edilmesi gerekmektedir. Anayasanın 123. maddesindeki “idarenin bütünlüğü” ilkesini sağlamak için kullanılan araçlarından biri olan idari vesayet yetkisi birçok farklı açıdan yerel yönetim kuruluşları üzerinde etkisini göstermektedir. Devletin yürütme fonksiyonunun monist bir yapıya dönüşmesiyle birlikte, idari vesayet yetkilerinin kullanımında da değişiklikler gerçekleşmiştir.

Parlamenter hükümet sistem modelinde Cumhurbaşkanının siyaseten sorumsuz olmasından ötürü Cumhurbaşkanının yaptığı işlemlerden ötürü ilgili Bakan veya Başbakan sorumludur. Doktriner olarak karşı imza olarak adlandırılan bu durum, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bulunmamaktadır. Yeni Hükümet sistemi ile birlikte Cumhurbaşkanının yaptığı işlemlerden ötürü siyaseten sorumlu olması ve “Başbakan”, “Bakanlar Kurulu” gibi makamların bulunmamasından ötürü birçok yetki artık doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmaktadır. Bu yetkiler; üst düzey yöneticilerin atanmasından, bütçe sürecine, vergi oranlarının değiştirilmesinden, temel haklarla ilgili düzenlemelere kadar geniş bir yelpazede tezahür etmektedir. Anayasanın 127. Maddesinde hukuki dayanağını bulan “idari vesayet” kavramının, yeni hükümet sistemimizde gerçekten anayasada belirtilen ölçülerde kullanılıp kullanılmadığı bu çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında 5302, 5393 ve 5216 sayılı kanunlardan vesayet yetkisine örnekler verilerek bunların nitelikleri incelenmiştir. Bahsi geçen kanunlardaki; belediyelerin kurulması, belediyelerin tüzel kişiliklerine son verilmesi, yerel yönetimlerin borçlanması, kentsel dönüşüm kararları , mahalli idarelerin kendi aralarında birlik kurması gibi konularda önemli değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Bu değişikliklerin hayata geçirilmesiyle birlikte yeni hükümet sisteminin yerel yönetimler üzerindeki etkileri analiz edilerek, varolan sorunlara çözüm önerileri sıralanmıştır.