Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Alternatif Yaklaşımlar: Kamu-Özel İşbirliği


Acar Ü. , Şen N. G.

EUREFE'17, Aydın, Türkiye, 27 - 29 Temmuz 2017, cilt.1, no.2, ss.156-157

  • Cilt numarası: 1
  • Basıldığı Şehir: Aydın
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.156-157

Özet

Kentleşme, teknolojik gelişmeler ve sanayileşme gibi farklı nedenlerden ötürü kamu hizmetleri hem miktar, hem de çeşit olarak sürekli bir artış eğilimindedir. Ancak artan ve çeşitlenen bu hizmetlerin sunumunda devletin finansman kaynakları yetersiz kalmakta aynı zamanda da kamunun etkinliği tartışılmaktadır. Bu nedenle diğer pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de kamu hizmetlerinin sunumunda alternatif yöntem ve model arayışı içine girilmiş ve bu arayış neticesinde de kamu-özel sektör işbirliği gündeme gelmiştir.
Bir bütün olarak bu çalışmada, “
Kamu-Özel İşbirliği” modellerinin Türkiye’de uygulama
alanının olup olmadığı; varsa ne gibi alanlarda uygulandığı göz önünde bulundurularak İmtiyaz, Ruhsat yöntemleri ve Yap-İşlet-Devret, Yap-İşlet, Yap-Kirala-Devret, İşletme Hakkı Devri ve Uzun Dönemli Kiralama modellerine yer verilmiştir.
Ülkemizde KÖİ modellerine dair düzenlemelerin dağınık bir yapı sergilediği görülmektedir.
Dolayısıyla çerçeve niteliğinde yeni bir KÖİ mevzuatına ihtiyaç bulunduğu aşikârdır. KÖİ
modelleri imtiyaz yönteminden farklı olarak özel sektörle risk paylaşımını gerektirmekte ve kamu sektörüne uzun vadeli ciddi bir mali yük getirme riskine sahip bulunmaktadır.
Ancak, bu modellerin karmaşık ve uzmanlık gerektiren modeller olması nedeniyle iyi risk
analizi yapılmayıp sadece hazine garantisine dayalı olarak hoyratça kullanılmasına engel
olunması gerekmektedir. Bu amaçla KÖİ sözleşmelerini inceleyecek uzman bir ekibe sahip denetleme birimine ihtiyaç bulunmaktadır.
Ülkemizde KÖİ modellerinden yalnızca beşinin kullanıldığı ve bunlar içerisinde de Yap-İşletDevret ve İşletme Hakkı Devri modellerinin önemli bir ağırlığa sahip olduğu görülmektedir.
Oysaki dünya uygulamalarında pek çok farklı KÖİ modelleri bulunmaktadır. Bu farklı
modellerin de değerlendirilip ülkemizde uygulanabilirliğinin araştırılmasına ihtiyaç vardır.
  

Due to various reasons such as urbanization, technological developments and industrialization, public services tend to increase in quantity and variety. However, in the delivery of these increasing and diversified services, the financial sources of the state are insufficient and at the same time the efficiency of the public sector is a questionable matter. For this reason, as in many other countries, Turkey has been looking for alternative methods and models in the delivery of public services, and therefore, public-private sector partnership has come to the fore.
In this study, it is taken into consideration whether there is a field of application of "
PublicPrivate Partnership" models in Turkey, and if any, in which sector they are performed. Therefore, Concession, Licensing methods and the Build-Operate-Transfer, Build-Operate, Build-Rent-Transfer, Transfer of Operating Rights and Long Term Lending models are examined.
It can be inferred that the regulations regarding the PPP models in our country show a scattered
structure. Therefore, it is obvious that there is a need for a new PPP legislation. Unlike the
concession method, the PPP models require risk sharing with the private sector and have the risk of bringing a serious long-term financial burden to the public sector.
However, these models should not be inconsiderately used based on treasury guarantee unless good risk analysis is carried out, due to their complex nature and requirements for expertise. For this purpose, there is a need for a supervisory unit with an expert team to examine the PPP contracts.
It is observed that only five of the PPP models are used in our country, and that the models of Build-Operate-Transfer and Transfer of Operating Rights have an important presence.
However, there are many different PPP models in world applications. These different models need to be evaluated and investigated for applicability in our country