DISCLAIMER OF THE CONSULTANT TO STAY OF EXECUTION ON THE COUNCIL OF EUROPE CONVENTION ON PREVENTING AND COMBATING VIOLENCE AGAINST WOMEN AND DOMESTIC VIOLENCE


Karagenç G. K.

4. SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER KONGRESİ, Trabzon, Turkey, 1 - 04 September 2021, pp.194-195

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: Trabzon
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.194-195

Abstract

Republic of Turkey; It was withdrawn from the "Council of Europe Convention on Preventing and Combating Violence Against Women and Domestic Violence", known as the "Istanbul Convention" in the public, with a Presidential Decision published in the Official Gazette on March 20, 2021. A lawsuit was filed against this decision by those whose current, personal and legitimate interests were violated. In the aforementioned case, besides the annulment of the decision regarding the allegation that there is a clearly illegality and the potential to cause irreparable or impossible damage, it was also requested to stay its execution.

Since the Council of Europe Convention on Preventing and Combating Violence Against Women and Domestic Violence was withdrawn by a Presidential Decision, the decision regarding the request for stay of execution in the case before the Council of State as a court of first instance was published on 29 June 2021. In its relevant decision, the 10th Chamber of the Council of State rejected the request for a stay of execution by a majority of votes.

In the related case, “The Council of Europe Convention on Preventing and Combating Violence Against Women and Domestic Violence, approved by Law No. 6251, can only be terminated with the will of the Grand National Assembly of Turkey, pursuant to the principle of parallelism in authority and procedure, and the President's discretion is not disclosed. It has been claimed that the Presidential Decision, which is the subject of the case, does not have a public interest purpose. In the defense of the administration; “… international treaties are approved by the President after the TGNA approves ratification, the ratification law is not a ratification process, the treaty is not ratified by this law, only the executive branch approves the treaty, unlike the other regulatory acts of the President's executive organ, without relying on any law or by the legislative body. It has been stated that the signing, negotiation and ratification of treaties is related to the executive authority, since it can make arrangements at first hand through Presidential Decrees without approval, and from this point of view, the ratification and termination procedures of international treaties are regulated in the Presidential Decree No. In addition, in the defense, “… The provision in Article 90 of the Constitution that duly enacted international treaties have the force of law cannot be interpreted as that the treaties are organically a provision of law adopted by the TGNA, and therefore, the action of the TGNA is needed in order to terminate it. ” is highlighted.

The 10th Chamber of the Council of State, in its decision on the subject, said, “…Assessing together the issues that the executive power belongs to the President in accordance with the Constitution, that the termination of international treaties is related to the executive power, and that the TGNA has not been given any duty or authority in the Constitution and laws regarding the annulment of international treaties; It is concluded that the proceedings regarding the annulment of international treaties will be carried out by the President within the scope of his executive power and duty, which derives from the Constitution, and that the President, who has discretion to ratify or not ratify the international treaty after the approval law, does not require the legislative body to establish an action when exercising his power of annulment regarding the executive activity. He used ..” expressions. Moreover, in the court decision, “…Article 80 of the said Convention may terminate this Convention at any time by a notification to the Secretary General of the Council of Europe. …” is included, and there is no hesitation when the Grand National Assembly of Turkey approves the ratification of the said Convention, and when it gives the authority to terminate the Convention to the “Parties” – by the way, to the executive body/President – regarding the termination of the aforementioned Convention…”.

In this study, by specifying the features of the acceptance of an international agreement, how the contracting states can withdraw from any international agreement and the consequences of this withdrawal in our domestic law are evaluated in terms of procedural provisions. In this context, based on the withdrawal of the Republic of Turkey from the "Council of Europe Convention on the Prevention and Combating of Violence Against Women and Domestic Violence", a legal analysis of this decision and the court's decision as a result of the lawsuit was made.


Keywords: International Treaty, Withdrawal, Istanbul Convention, Council of State, Stay of Execution.


Türkiye Cumhuriyeti; kamuoyunda “İstanbul Sözleşmesi” adı ile bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden 20 Mart 2021 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan bir Cumhurbaşkanı Kararı ile çekilmiştir. Bu karara karşı güncel, kişisel ve meşru bir menfaati ihlal edilenler tarafından ilgili kararın iptali için dava açılmıştır. Bahsi geçen davada da açıkça bir hukuka aykırılık ve telafisi güç veya imkansız bir zarar oluşma potansiyeli bulunduğu iddiasıyla ilgili kararın iptalinin yanında aynı zamanda yürütmesinin durdurulması da talep edilmiştir.

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinden bir Cumhurbaşkanı Kararı ile çekilme gerçekleştirildiği için ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülen davada yürütmeyi durdurma talebine ilişkin karar 29 Haziran 2021 tarihinde yayınlanmıştır. Danıştay 10. Dairesi ilgili kararında yürütmesinin durdurulması istemini oy çokluğuyla reddetmiştir. 

İlgili davada “6251 sayılı Kanun'la onaylanması uygun bulunan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin yetkide ve usulde paralellik ilkesi gereğince, ancak TBMM'nin iradesiyle feshedilebileceği, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının sebebinin açıklanmaması nedeniyle takdir yetkisinin yerinde kullanılmadığının kabul edilmesi gerektiği, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının kamu yararı amacı taşımadığı” iddiasında bulunulmuştur. İdare savunmasında; “… uluslararası andlaşmaların TBMM’nin onaylamayı uygun bulmasının ardından Cumhurbaşkanınca onaylandığı, uygun bulma kanununun onay işlemi olmadığı, andlaşmanın bu kanunla onaylanmadığı, sadece yürütme organının andlaşmayı onaylamasının uygun bulunduğu, Cumhurbaşkanının yürütme organının diğer düzenleyici işlemlerinden farklı olarak herhangi bir kanuna dayanmadan ya da yasama organının onayı olmadan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri yoluyla ilk elden düzenleme yapabildiğinden hareketle, andlaşmaların imzalanması, müzakere edilmesi, onaylanmasının yürütme yetkisine ilişkin olduğu, bu noktadan hareketle uluslararası andlaşmaların onay ve fesih prosedürlerinin 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nde düzenlendiği” belirtilmiştir. Ayrıca savunmada “… Anayasanın 90. maddesinde yer alan usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmaların kanun hükmünde olduklarına ilişkin hükmün, andlaşmaların organik açıdan TBMM’nin kabul ettiği bir kanun hükmü olduğu ve bu nedenle sona erdirilebilmesi için TBMM’nin işlemine ihtiyaç duyulduğu şeklinde yorumlanamayacağı...” da vurgulanmıştır.

Danıştay 10. Dairesi ise konuya ilişkin kararında “…Yürütme yetkisinin Anayasa gereğince Cumhurbaşkanına ait olması, milletlerarası andlaşmaların feshedilmesinin yürütme yetkisine ilişkin olması ve TBMM'ne milletlerarası andlaşmaların feshedilmesine ilişkin olarak Anayasa ve kanunlarda herhangi bir görev veya yetki verilmemiş olması hususlarının birlikte değerlendirilmesinden; milletlerarası andlaşmaların feshine ilişkin işlemlerin, kaynağını Anayasadan alan yürütme yetkisi ve görevi kapsamında Cumhurbaşkanı tarafından yapılacağı, uygun bulma kanunu sonrasında milletlerarası andlaşmayı onaylayıp onaylamama konusunda takdir yetkisi bulunan Cumhurbaşkanının, yürütme faaliyetine ilişkin fesih yetkisini kullanırken yasama organının bir işlem tesis etmesine gerek bulunmadığı sonucuna varılmaktadır....”ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca mahkeme kararında “…Anılan Sözleşmenin 80. maddesinde “Her Taraf istediği zaman Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı bir bildirimle bu Sözleşme’yi feshedebilir. …” hükmü yer almakta olup, TBMM söz konusu Sözleşmenin onaylanmasını uygun bulurken, anılan Sözleşmenin feshedilebilmesi hususunda “Taraflara” – bu arada yürütme organına/Cumhurbaşkanına- Sözleşmeyi feshetme yetkisini de verdiğinde tereddüt bulunmamaktadır…” şeklinde hüküm belirtmiştir.

Bu çalışmada bir uluslararası anlaşmanın kabulüne ilişkin özellikler belirtilerek herhangi bir uluslararası anlaşmadan akit devletlerin nasıl çekilebileceğinin ve bu çekilmenin iç hukukumuzdaki sonuçları usul hükümleri açısından değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti Devletinin “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden çekilmesi esas alınarak bu kararın ve açılan dava sonucunda mahkemenin verdiği kararın hukuki analizi yapılmıştır. 


Anahtar Kelimeler: Uluslararası Andlaşma, Çekilme, , İstanbul Sözleşmesi, Danıştay, Yürütmeyi Durdurma.