1948 Arap-İsrail Savaşı Sonrasında Türkiye'nin BM Filistin Uzlaştırma Komisyonu'ndaki Rolü ve Diplomatik Çözüm Arayışları
Journal of Modern Turkish History, sa.43, ss.1277-1311, 2025 (ESCI, Scopus, TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Basım Tarihi: 2025
- Dergi Adı: Journal of Modern Turkish History
- Derginin Tarandığı İndeksler: Scopus, Emerging Sources Citation Index (ESCI), TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.1277-1311
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
1948 Arap-İsrail Savaşı, Filistin coğrafyasının demografik ve siyasi yapısını kalıcı biçimde değiştirirken, uluslararası toplumun müdahalesini zorunlu kılmıştır. Bu çerçevede Birleşmiş Milletler (BM) 11 Aralık 1948’de 194 sayılı kararla, çatışmanın diplomatik yollarla çözümünü sağlamak amacıyla Filistin Uzlaştırma Komisyonu'nu (UNCCP) kurmuş ve komisyona Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Türkiye'yi üye olarak seçmiştir. Bu çalışma, Türkiye'nin Soğuk Savaş'ın başlangıcındaki bu kritik diplomatik süreçteki rolünü, ikilemlerini ve çabalarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel argümanı, Türkiye'nin komisyon üyeliği sürecinde, Batı bloğuyla ilişkilerini güçlendirme stratejisi ile Arap dünyasıyla olan tarihsel ve kültürel bağlarını koruma çabası arasında bir ikilem yaşadığıdır. Türkiye, BM nezdinde tarafsız bir arabulucu kimliği sergilemeye özen gösterirken, bir yandan da Truman Doktrini ve NATO'ya yönelimi gereği Batı yanlısı bir dış politika izlemiştir. Bu ikircikli durum, özellikle Türkiye'nin 1949'da İsrail'i tanıma kararıyla daha da belirginleşmiş ve Arap ülkeleri nezdinde ciddi diplomatik gerginliklere yol açmıştır. Arşiv belgeleri ve dönemin diplomatik yazışmaları ışığında yapılan inceleme, Türk delegasyonunun (başta Hüseyin Cahit Yalçın ve ardından Tevfik Rüştü Aras) mültecilerin geri dönüşü, Kudüs'ün statüsü ve sınırların belirlenmesi gibi temel meselelerde uzlaşı arayışında aktif bir rol üstlendiğini göstermektedir. Ancak, İsrail'in genişlemeci politikaları ve Arap tarafının topyekûn bir geri dönüş ve tazminat talebi gibi uzlaşmaz tutumları, komisyonun Lozan (1949) ve Paris (1951) gibi kritik konferanslarında sonuç alınamamasının başlıca nedenleri olmuştur. Nihayetinde, UNCCP'nin başarısızlığı, uluslararası örgütlerin güçlü bölgesel çıkar çatışmaları karşısındaki sınırlarını ve Filistin sorununun çözümündeki derin zorlukları açıkça ortaya koymuştur. Türkiye ise bu süreçte, Ortadoğu'daki etkinliğini koruma çabalarına rağmen, Batı ittifakına entegrasyonunun bir sonucu olarak bölgede yalnızlaşmaya başlamış ve Filistin meselesindeki etkin diplomatik rolü giderek azalmıştır. Bu çalışma, Türkiye'nin erken Soğuk Savaş dönemindeki çok boyutlu dış politika dinamiklerini anlamak açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir.
The 1948 Arab-Israeli War permanently altered the demographic and political landscape of Palestine, necessitating interventions by the international community. Within this framework, the United Nations (UN) established the Conciliation Commission for Palestine (UNCCP) on 11 December 1948 via Resolution 194, tasking it with seeking a diplomatic solution to the conflict. The United States, France, and Türkiye were selected as members of this commission. This study aims to analyze Türkiye's role, dilemmas, and efforts during this critical diplomatic process at the outset of the Cold War. The central argument of this study is that Türkiye faced a dilemma during its membership on the commission, caught between its strategy of strengthening relations with the Western bloc and its effort to maintain its historical and cultural ties with the Arab world. While Türkiye endeavored to project an image of a neutral mediator within the UN, it simultaneously pursued a pro-Western foreign policy in line with the Truman Doctrine and its orientation toward NATO. This ambivalent position became particularly pronounced following Türkiye's decision to recognize Israel in 1949, which led to significant diplomatic tensions with Arab states. An examination based on archival documents and diplomatic correspondence of the period reveals that the Turkish delegation (first led by Hüseyin Cahit Yalçın and later by Tevfik Rüştü Aras) played an active role in seeking compromise on fundamental issues such as the return of refugees, the status of Jerusalem, and the determination of borders. However, Israel's expansionist policies and the Arab side's uncompromising stance, including their demand for a comprehensive right of return and compensation, were primary reasons for the commission's failure to yield results at critical conferences like those in Lausanne (1949) and Paris (1951). Ultimately, the failure of the UNCCP clearly demonstrated the limitations of international organizations when confronted with powerful regional conflicts of interest and the profound difficulties in resolving the Palestine question. Despite its efforts to maintain its influence in the Middle East, Türkiye, as a consequence of its integration into the Western alliance, began to experience isolation in the region and its active diplomatic role in the Palestine issue gradually diminished. This study represents a significant case for understanding the multifaceted foreign policy dynamics of Türkiye during the early Cold War period.