The Theological Legitimacy Problem of Israel's Establishment: An Investigation in the Context of the 1967 Six-Day War


Creative Commons License

Ay R.

Eskiyeni Dergisi, no.43, pp.351-370, 2021 (Refereed Journals of Other Institutions)

  • Publication Type: Article / Article
  • Publication Date: 2021
  • Doi Number: 10.37697/eskiyeni.856848
  • Title of Journal : Eskiyeni Dergisi
  • Page Numbers: pp.351-370

Abstract

Abstract

It is common for states to find theological causes for their own institutions, especially in the pre-modern period. However, in modern times, religious-based political powers establish a relationship between the establishment of the state and theological foundations and goals. One of the main pil-lars of theological causes is the expectation and belief in Christ. In this context, the belief of the expectation of Christ in the Jewish faith and the establishment of a Jewish state in the land promised by God is an important ideal. Political Zionism, which Teodor Herzl started with the Bazzel confe-rence in 1897, is essentially an unreligious, racist and secular movement. Since the State of Israel was not established by God, it caused deep debates among the Jews.

The aim of this article is to clarify the problem of theo-political legitimacy of Israel's establish-ment as a state. Established in 1948 with unreligious and secular claims, Israel has seeked to legitimize its establishment theologically since the day it was founded. The Six-Day War, which took place in 1967, was interpreted by the Zionists as a theological confirmation of Israel's fo-undation. In the 1950s, it clear that the Prime Minister of the Israeli Government, David Ben-Gurion, played a leading role in this interpretation as a political actor. Biblical narratives ser-ved as structure, tool, and discourse to Ben Gurion's everyday theo-political rhetoric. It is evi-dent that the Nationalist Religious Party/Movement has managed to adopt the settlement po-licy in the occupied territories to a large extent, to other Israeli Jews who share neither their political stance nor their beliefs. According to them, this victory reinforced the sense of belon-ging of most Jews in the world, revived the optimism and hope of the Israeli people, and this was seen as a divine and miraculous intervention, a sign of approval of the Zionist enterprise. Henceforth, neither religious Jews nor non-religious secular Jews could ignore the sign of af-firmation of this return “to the land of the first prophets.”

The major changes brought about by the 1967 Six-Day War had profound religious-political reper-cussions on both clergy who saw the Jewish state transform into a Jewish state, and non-clerics tra-ditionally linked to the secular definition of the state. The result of this was the demise of the Jewish state and the Jewish land duality. The change between the situation before the Six-Day War and the situation after it is also considered the clearest proof of this. The State of Israel is no longer seen as a gift for the Jews, but as God's revenge on non-Jewish nations. This situation, which can be seen as a theological-political project of modernity in essence, means nothing more than camouflaging the political ambitions of theo-political actors under the guise of theology and aiming to gain the sup-port of large Jewish masses for their purposes. With the Six-Day War in 1967, political Zionism began to assume a religious identity and the State of Israel began to gain general acceptance in the Jewish community, with the exception of some Orthodox Jews. As the State of Israel, which was founded by the Jews and therefore does not have religious legitimacy, was successful in the Arab-Israeli wars, it gained widespread support and approval, considering that it was God's approval of the State of Is-rael. This was accepted as the purpose of God, and the thought that “we could not beat the Arabs if God did not support it” prevailed.

The results of the 1967 Six-Day War gave a significant amount of legitimacy they sought. However, not all Jews agree. Besides the theo-political meaning of seeing the 1967 Six-Day War as “a divine miracle and a theological confirmation of Israel's establishment” from the Zionist perspective, there are also those who see the same event as a “devilish plan” from the anti-Zionist perspective. Accor-ding to those of this view, the Six-Day War is a devilish plan carefully prepared to lure Israel into a trap. According to this understanding, what needs to be done is to wait patiently by fulfilling the requirements of Judaism. Divine affirmation does not happen with wars fought for Zionist purposes. According to this understanding, what needs to be done is to wait patiently by fulfilling the require-ments of Judaism. The theological discussions of Israel's foundation are not over. On the one hand, there is the Messiah expectation of traditional Judaism, and on the other hand, a situation in which Christ is instrumentalized by the Zionists for theo-political purposes.

Keywords

History of Religions, Israel, Political Theology, Theological Legitimacy, Zionism, Six-Day War

Öz

Devletlerin kendi kuruluşlarına teolojik nedenler bulmaları özellikle modernlik öncesi dönemde yaygın bir durumdur. Ancak modern dönemlerde de dinsel temelli politik iktidarlar devletin kuru-luşu ile teolojik temeller ve amaçlar arasında bir ilişki kurarlar. Teolojik nedenler arasında önemli dayanak noktalarından biri Mesih beklentisi ve inancıdır. Bu bağlamda Yahudi inancında Mesih bek-lentisi inancı ve Tanrı eliyle vaat edilen topraklarda bir Yahudi devletin kurulması önemli bir ideal-dir. Teodor Herzl’in 1897’de Bazzel konferansıyla başlattığı siyasal Siyonizm, özü itibariyle laik, ırkçı, seküler bir harekettir. İsrail Devleti Tanrı eliyle kurulmadığı için Yahudiler arasında derin tartışma-lara sebep olmuştur.

Bu makalede İsrail’in bir devlet olarak kuruluşunun teo-politik meşruiyet sorunu açıklığa kavuştu-rulmaya çalışılmıştır. 1948 yılında laik ve seküler iddialarla kurulan İsrail, kurulduğu günden bu yana kuruluşunu teolojik olarak meşrulaştırmak istemiştir. 1967 yılında gerçekleşen Altı Gün Savaşları Siyonistler tarafından İsrail’in kuruluşunun teolojik tasdiki olarak yorumlanmıştır. 1950’li yıllarda İsrail Hükümetinin Başbakanı David Ben-Gurion’un bu yorumda politik aktör anlamında öncü rolü oynadığı görülmektedir. Kitabı Mukaddes anlatıları, Ben Gurion’un gündelik teo-politik retoriğine yapı, araç ve söylem olarak hizmet etmiştir. Ulusalcı Dinî Parti/Hareket 1967’den beri işgal edilentopraklardaki yerleşim politikasını, kendilerinin ne politik duruşunu ne de inançlarını paylaşan di-ğer İsrailli Yahudilere büyük oranda benimsetebilmeyi başardığı görülmektedir. Onlara göre bu za-fer dünyadaki çoğu Yahudi’nin İsrail’e aidiyet hissini pekiştirmiş, İsrail halkının iyimserliğini ve umudu yeniden canlandırmış ve bu durum ilahi ve mucizevi bir müdahale, Siyonist girişimin onay-lanma nişanesi olarak görülmüştür. Bundan böyle ne dindar Yahudiler ne de dindar olmayan laik-seküler Yahudiler “ilk peygamberlerin toprağına” bu dönüşün onaylanma nişanesini görmezlikten gelebilirdi.

1967 Altı Gün Savaşları’nın meydana getirdiği büyük değişiklikler, gerek Yahudilerin devletinin bir Yahudi devletine dönüştüğünü gören din adamları, gerekse geleneksel olarak devletin laik tanımına bağlanmış bulunan din adamı olmayanlar üzerinde derin dinsel-siyasal yankılar yapmıştır. Bunun sonucu da Yahudi devleti ile Yahudi toprağı ikiliğinin ortadan kalkması olmuştur. Altı Gün Savaş-ları’ndan önceki durum ile sonraki durum arasındaki değişim de bunun en açık kanıtı sayılmıştır. Artık İsrail Devleti Yahudiler için bir ihsan değil, esasında Tanrı’nın Yahudi olmayan uluslardan in-tikamı olarak görülmeye başlanmıştır. Özünde modernitenin teolojik-politik bir projesi olarak görü-lebilecek bu durum, teo-politik aktörlerin politik ihtiraslarını teoloji kılıfıyla kamufle edip, amaçları için geniş Yahudi kitlelerinin desteğini almayı hedeflemekten başka bir anlama gelmemektedir.

1967’deki Altı Gün Savaşlarıyla birlikte siyasal Siyonizm dinî bir hüviyete bürünmeye ve İsrail Devleti bazı Ortodoks Yahudiler hariç Yahudi toplumunda genel kabul görmeye başlamıştır. Zira özü itiba-riyle Tanrı’nın eliyle kurulması gerekirken Yahudiler tarafından kurulmuş olan ve bundan dolayı dinî meşruiyet taşımayan İsrail Devleti, Arap-İsrail savaşlarında başarılı olmuş, bundan çıkarılan ne-ticeyle Tanrı’nın İsrail Devletine onayı olduğu düşünülerek yaygın destek ve onay kazanmıştır. Bu, Tanrı’nın maksadı olarak kabul edilmiş, ‘Tanrı desteklemeseydi biz Arapları yenemezdik’ düşüncesi hâkim olmuştur.

1967 Altı Gün Savaşları’nın sonuçları, aradıkları meşruiyeti önemli oranda vermiştir. Ancak bütün Yahudiler aynı fikirde değildir. 1967 Altı Gün Savaşları’nı Siyonist perspektiften “ilahi bir mucize ve İsrail’in kuruluşunun teolojik tasdiki olarak” gören teo-politik anlamının yanı sıra aynı olayı anti-Siyonist perpektiften “şeytani bir plan” olarak görenler de vardır. Bu görüşte olanlara göre Altı Gün Savaşları, İsrail’i tuzağa düşürmek için itinayla hazırlanmış şeytani bir plandır. Bu anlayışa göre ya-pılması gereken Yahudiliğin gereklerini yerine getirerek sabırla beklemektir. İlahi tasdik Siyonist amaçlar için gerçekleştirilen savaşlarla olmaz. Bu anlayışa göre yapılması gereken Yahudiliğin ge-reklerini yerine getirerek sabırla beklemektir. İsrail’in kuruluşunun teolojik tartışmaları bitmiş de-ğildir. Bir yandan geleneksel Yahudiliğin Mesih beklentisi, diğer yandan Siyonistler tarafından Me-sih’in teo-politik amaçlarla araçsallaştırıldığı bir durum söz konudur.

Anahtar Kavramlar

Dinler Tarihi, İsrail, Politik Teoloji, Teolojik Meşruiyet, Siyonizm, Altı Gün Savaşları