ADMINISTRATION RESPONSIBILITY IN LAW ENFORCEMENT ACTIVITIES: A CASE-LAW BASED EXAMINATION
in: ACADEMIC REFLECTIONS POLITICAL SCIENCE AND PUBLIC ADMINISTRATION SUBJECTS, Doç.Dr. Şahin KARABULUT, Editor, EKİN BASIN YAYIN DAĞITIM, Bursa, pp.223-236, 2022
- Publication Type: Book Chapter / Chapter Research Book
- Publication Date: 2022
- Publisher: EKİN BASIN YAYIN DAĞITIM
- City: Bursa
- Page Numbers: pp.223-236
- Editors: Doç.Dr. Şahin KARABULUT, Editor
- Ankara Yıldırım Beyazıt University Affiliated: Yes
Abstract
Belli bir bölgede kamu hizmetlerinin düzgün bir şekilde yürütülebilmesi için, öncelikle orada kamu düzeninin tesis edilmiş olması gerekir. Kamu düzeni de toplumun sağlıklı bir şekilde hayatını idame ettirebilmesi için elzem bir nitelik taşımaktadır.
İdarenin kamu düzenini yerine getirmek amacıyla yaptığı faaliyetlerine kolluk denir. Kolluk kamu hizmetinin özel bir türüdür. Kolluk hizmeti kamu düzenini sağlama adına insanların vücut bütünlükleri üzerinde işlem ve eylem tesis edebilmektedir. Kolluğu diğer kamu hizmetlerinden ayıran en önemli farklılık kişilerin temel hak ve özgürlükleri üzerinde dahi hüküm ve sonuç doğuran eylemler ve işlemler tesis edebilmesidir.
Kolluk faaliyetlerinin insanların maddi ve manevi vücut bütünlüklerine yönelik sonuçlar doğurabilmesinden dolayı toplumsal hayatın içinde vuku bulan çeşitli olaylarda zararlar ortaya çıkmaktadır. Oluşan zararların giderimi için de kusur kavramı özelinde konunun incelenmesi gerekir. Bir diğer anlatımla kolluk faaliyetlerinden dolayı sıklıkla idarenin sorumluluğu kavramına başvurulmaktadır.
İdarenin sorumluluğu karşımıza kusurlu ve kusursuz sorumluluk olmak üzere 2 şekilde çıkmaktadır. Kusurlu sorumluluk idarenin bir kamu hizmetini kötü örgütlenmesinden kaynaklanan bir kusur türü-dür. Kusurlu sorumluluk idarenin bir kamu hizmetinin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi durumlarından birinin varlığı halinde tezahür edebilir. Kusurlu sorumluluk hallerinde hizmetin gereği gibi yürütülememesi, normalde olması gerekenden daha geç bir şekilde yerine getirilmesi söz konusudur.
Kusursuz sorumluluk halinde ise, idarenin bir eyleminden dolayı oluşan zararlarda herhangi bir kusuru bulunmamasına rağmen zararın tazmin edilmesi söz konusudur. Kusursuz sorumluluk unsuru karşımıza tehlike ilkesi ve kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi olarak çıkmaktadır. Tehlike olarak adlandırılan başlık ise karşımıza; idarenin tehlikeli faaliyetleri, mesleki risk ve sosyal risk olarak çıkmaktadır.
Genel olarak idarenin sorumluluğuna başvurabilmemiz için; öncelikle ortada bir zarar olması, bu zararın kusurlu bir faaliyetten kaynaklanması ve kusur ile zarar arasında bir nedensellik bağının bulunması gerekmektedir. Kusursuz sorumluluk unsurunda kusur şartı aranmaksızın idarenin sorumluluğuna gidilir. Kusursuz sorumluluğunun bir alt başlığı olarak nitelendirebileceğimiz sosyal risk ilkesinde ise nedensellik ilişkisi dahi aranmadan idarenin sorumluluğuna başvurulur.
Kolluk faaliyetlerinin yapısı gereği, kolluğa dair işlem, eylem ve sözleşmelerin ihdas edilmesi sırasında diğer kamu hizmetlerine kıyasla daha fazla zarar oluşması söz konusu olabilir. Bu sebeple ilgili içtihatlarda idarenin sorumluluğu kavramına sıklıkla rastlanmaktadır. Danıştay da kolluk hizmetinin ontolojisinden kaynaklı olarak doğasında risk unsurunun bulunduğunu belirtmiştir. Bundan dolayı kolluk faaliyetlerinden kaynaklanan idarenin sorumluluğu davalarını incelerken diğer kamu hizmetlerinden farklı kıstasları kendisine kriter olarak almıştır.
Kolluk faaliyetlerinin yerine getirilmesi esnasında oluşan zararların tazmini için idari yargı mercileri eski tarihli kararlarında ağır hizmet kusuru kavramını esas alırken, güncel kararlarında artık bu kavrama yer verilmediğini görmekteyiz. Özellikle Danıştayın içtihatları özelinde zaman içerisinde bu yaklaşım terk edilmiştir. Ağır kusur ifadesi karar metinlerinde lafzi olarak bulunsa dahi zararın tazmininin belirlenmesinde değil kusurun yoğunluğunu ifade etmek için kullanılmaktadır.
Mahkemeler idarenin tazmin sorumluluğuna gitmek için ağır hizmet kusuru şartını aramasalar dahi her türlü kolluk faaliyetinden dolayı oluşan zararlardan ötürü de tazminata hükmetmemektedirler. Mahkemeler kolluğun özel bir önlem almasına gerek olmayan, kamu düzenini sağlaması için sadece genel önlemleri almasının yeterli olduğu durumlarda oluşan zararlardan ötürü idarenin sorumluluğuna gitmemektedirler.
Bu çalışmada da idarenin kamu düzenini sağlamak adına gerçekleştirdiği kolluk faaliyetlerinden dolayı meydana gelen zararlar mahkeme kararları özelinde analiz edilmiştir. Kolluk faaliyetlerinden kaynaklı zararlarda idarenin hem kusurlu hem de kusursuz sorumlulukları söz konusu olabilir. Bu yüzden bahsi geçen kararlar idarenin sorumluluğunun doktriner açıdan tasnifiyle paralel bir yöntemle analiz edilmiştir. Bu kapsamda idari yargı mercilerinin kolluk faaliyetlerinde idarenin sorumluluğu konusundaki yaklaşımlarının tarihsel süreç içerisindeki değişimine de değinilmiştir.