Düşünce Geleneğimiz ve Günümüz Bilim Disiplinleri I


Vural M., Arıcan M. K. (Yürütücü)

Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, Üniversite Destekli Diğer Projeler, 2015 - 2016

  • Proje Türü: Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje
  • Destek Programı: Üniversite Destekli Diğer Projeler
  • Başlama Tarihi: Temmuz 2015
  • Bitiş Tarihi: Ağustos 2016

Proje Özeti

13-15 Kasım 2015 tarihleri arasında Üniversitemiz İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü, Atatürk Kültür Merkezi ve Türk Felsefe Derneği tarafından ortaklaşa tertip edilen Felsefe Şûrası gerçekleştirilmiştir. Geleneksel hale getirilmesi planlanan Şûramızın bu yıl tespit edilen teması “Düşünce Geleneğimiz ve Günümüz Bilim Disiplinleri” idi. İlim dalları arasında ortaklığı ve işbirliğini gözetmesiyle oldukça özgün olduğu dile getirilen Şûramıza sosyal, fen ve sağlık bilimleri alanlarında sahalarının uzmanı olan elli akademisyen ve yazar katkıda bulunmuştur. Şûra, Tertip Heyeti Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım ARICAN, Türk Felsefe Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Necati ÖNER, Atatürk, Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya ÖRS ve toplantının ev sahipliğini yapan Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Metin DOĞAN’ın konuşmalarıyla başlamıştır.

Sosyal, Fen ve Sağlık Bilimleri alanlarından Prof. Dr. Mehmet S. AYDIN, Prof. Dr. Bekir KARLIĞA, Prof. Dr. Mehmet BAYRAKDAR, Prof. Dr. Murtaza KORLAELÇİ, Prof. Dr. Saadettin ÖKTEN, Prof. Dr. Orhan DENİZ, Prof. Dr. Kenan GÜRSOY, Prof. Dr. Kurtuluş KAYALI, Prof. Dr. Arif ERSOY, Prof. Dr. Sefa SAYGILI, Prof. Dr. Ahmet İNAM gibi kıdemli hocaların da konuşmalarıyla katkıda bulundukları Felsefe Şûrasında her şeyin içinin boşaltılmaya ve araçsallaştırılmaya çalışıldığı bir ortamda felsefenin imkânı, kurucu rolü ve her alanda temsil edilmesi gereken medeniyetimizin unutulan enginliği üzerine konuşulmasının önemine değinilmiştir. İçerisinde bulunduğumuz medeniyetin köklerindeki zenginliği günümüze taşımanın anlamı ve imkanı üzerinde fikirlerin serdedildiği Şûrada geçmiş, şimdi ve gelecek zaman boyutlarının dinamik şekilde birleştirilebileceği bir eksenin önemi ön plana çıkarılmıştır. Ayrıca toplantıda kendi değerlerimize yaslanan paradigmanın ve kendimize ait bir felsefe dilinin imkanının sorgulanması gerektiği öne çıkarılmıştır.

Temel doğa bilimleri, tıp, eğitim, ilahiyat, sosyoloji, mimari, mühendislik alanlarının felsefe ile olan ilişkisinin önemine değinilmiş; felsefenin tüm bu bilimlerden ayrılamayacak bir yapıda olduğu ileri sürülmüştür. Bu anlamda felsefenin tüm anabilim dallarında kendini temsil edeceği bir düzlem bulması, bunun yanında felsefenin kurucu rolüyle birlikte diğer alanlardan da beslenmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

Şûranın sosyal bilimler oturumlarında İslam medeniyetinin geçmişi, bugünkü egemen Batı medeniyetiyle ilişkisi tartışılarak dondurulmuş İslam medeniyetini yeniden ihya için çözüm yolları tartışılmıştır. Kendi değer yargılarımızla inşa edeceğimiz bir paradigmanın, yeni bir bilimsel yöntemin ve bir felsefe dili kurmanın gerekliliği ortaya konulmuştur. Şûranın fen, mühendislik ve mimari oturumlarında ise fen bilimleri ile sosyal bilimlerin karşılıklı ilişkisi ve bu alanların birbirlerinden nasıl yararlanması gerektiği üzerinde durulmuştur. Mimaride kültür ve medeniyeti yansıtacak bir üslup birliği içinde olunması için toplumun üzerinde mutabakat kurduğu değerlere ihtiyacımız olduğu vurgulanmıştır. Sağlık bilimlerini kapsayan oturumlarda ise tıp ile kültürün iç içeliğinden, tıp geleneğimiz ile bugünkü tıp anlayışı arasındaki karşıtlıklardan, tıbbı nebevinin bugün nasıl uygulanabileceğinin üzerinde durulmuştur. Şûramız, insanın tüm yapıp etmelerini kucaklayan teori/nazari ve pratik/ameli boyutlarının anlaşılabilmesi için alanların arasında bir işbirliğine ihtiyacın hasıl olduğunu da ilmi toplantı süresince katılan konuşmacılara hissettirmiştir.

Şûra zengin bilim geleneğimiz ile mevcut bilim dalları arasındaki ilişki ve irtibatları ortaya koyarak, yeni bağlantılar kurulması hedefine doğru atılacak adımların ilki olması bakımından büyük önemi haizdir. Şûra sonunda, katılımcıların bir araya geldiği çalıştay programında ise üç gün süren Şûranın değerlendirilmesi yapılmış ve düşünce geleneğimiz içindeki temel sorunlar ve bu sorunların giderilmesi için çeşitli çözüm önerileri sunulmuştur. Çalıştay sonunda vücuda getirilecek olan raporun ilgili kurum ve kuruluşlara gönderilmesi, Şûra tebliğ ve katkılarının kitap haline getirilerek literatüre sunulması kararlaştırılmıştır. Çalıştayda sunulan çözüm önerileri ve çıkarılan yol haritası ile Türkiye’nin başı çekeceği bir bilim ve medeniyet atılımının müjdesi verilmiştir. Bu çerçevede şuranın kuruluş felsefe ve misyonunda bu toprakların öz değerlerini ve düşünce geleneğini merkeze alarak tüm bilim dallarını mevcut şartlar ölçüsünde yeniden kurgulama çabasını düşünen Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi bu projeyle söz konusu kimliğini daha belirgin hale getirmiştir.  

            Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörlüğünce desteklenen 2126 numaralı Bilimsel Araştırma Projesi doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz bu çalışma, medeniyet iddiasının bir görünümü olarak yorumlanabilen bilimler merkezinde, söz sahibi medeniyet olma fikrini fiili hale getirmenin imkanını ve kendi düşünce geleneğimizin zenginliğini, sosyal, fen ve sağlık bilim dallarında temsili sorunu üzerinden tartışmaya açmaktadır. Her bilim dalının kuşkusuz kendisine dair bir geleneği vardır ve bu gelenek başat kabul ettiği postulalar ve rasyonel önermeleri gerekçelendirme yolları çerçevesinde bir yerlere gönderimde bulunur. Sorunumuzun bizce yanıt kaynağı, bu göndermenin/referans göstermenin kendi (b)ilim/düşünce geleneğimize ne kadarının düştüğünün tespit edilmesi ve (b)ilimler geleneğimizin günümüz dünyasında cari olan bilim disiplinlerinde temsilini, yeniden (b)ilimler geleneğimizi mevcut şartlar ve gerçeklik ekseninde güncelleyerek artırma yönünde aranmalıdır. Söz konusu çalışma bu konuya ilişkin bir farkındalığa işarette bulunmaktadır.

Şûra sonunda yapılan çalıştayda bir araya gelen akademisyenler ve öğrencilerin beyin fırtınası eşliğinde şûrayı değerlendirmeleri ve şûraya ilişkin bir sonuç raporu hazırlıkları metinleştirilme sürecinde olup en kısa zamanda şûra tertip heyeti tarafından hazırlanıp ilgili kurumlarla paylaşılacaktır.